İzmir zaferinden sonra Ankara’ya bir Mısırlı vatansever gelmişti Atatürk’e:
– Ne olur bağımsız savaşımız da bizim de liderimiz olun, demişti.
Atatürk sordu:
– Bu savaş için kaç bin vatandaşımız ölmeye hazırdır? Düşündü, taşındı:
— Efendim ölmeye öldürmeye gitmeden yapılamaz mı? Ah biz Türkler, tarih boyunca milletler arası bir fedailer sayımı yapılsa, yanımızda bir ikinci bulabilir miyiz acaba?
Bir gerçek varsa o da öz Türkçe birey denen ferdin, maddi manevi karşılık şartı ile işleyen yaratıcılığını silip süpürücü bir sistemin yürümeyeceğidir. Tabii bunlar ileri Batı’nın işleri!Bizim ne şartlarda şeriatçı sağın ne de 6/7 Eylülcü solun bileceği şeyler!
Atatürk’ü bir daha rahmetle andım. O, devletin kendisi iş yaparak veya yerli yabancı özel teşebbüsü koruyuculuğu ve kontrollü altına alarak, sınıf kavgası yaratmayacağı bir güdümlü ekonomi sistemine inanmıştı.”Devlet yapar, şahsi teşebbüs yapar. Yabancı sermaye yapar. Türkiye’yi hep beraber yaparız, “derdi.