''Delikanlının ruhu sessizliğe gömüldüğü için sanki bütün dünya dilsiz kesilmişti. Ne dert, ne acı, ne hayal kırıklığı: Yalnızca küçük aşevinin küçük kapısından geçip giden boş bir bakış ve uçsuz bucaksız ölüm arzusu, aynı anda her şeyin sonsuza dek bittiğini görmek dileği.''
Kendimi yaşıyor gibi değil sıkışmış gibi hissediyorum. Bu evde, bu yolda, bu hayatta. Sebep olmadığım, elimde olmayan, iradem dışındaki şeylerin bedeli yıllardır ödemekle bitmedi. Bazı şeylerin insanı mezara kadar takip ettiği doğruymuş gerçekten.
Dilerim çok geç olmadan, yoksul birinin ihtiyacını karşıladığımızda paramızın eksilmediğini, soframıza bir tabak fazla koyduğumuzda yemeğimizin azalmadığını, bir bardak su ve ekmek ile de karnımızın doyduğunu, bir yetimin başını okşayınca sevgimizin tükenmediğini anlamış oluruz!
''İnsanlar durmadan işaretlerden söz ediyorlar,'' diye düşündü çoban. ''Ama tam olarak neden söz ettiklerini bilmiyorlar. Tıpkı, yıllardır benim koyunlarımla sözcüksüz bir dille konuşmuş olduğumu fark etmemiş olmam gibi.''