İlahi risaletin ve nebevi davetin özü; Allah'ı ibadette birlemek, ona ortak koşmamak ve putları kırmaktır. Malumdur ki, onların kırılması ancak şiddetli bir düşmanlık ve kılıcı çekmekle olur.
Eğer Allah bir insanı sabır ve şükürle nimetlendirirse başına gelen her şey onun için hayırdır. Aynen Nebi'nin şöyle buyurduğu gibi:
"Allah mü'min için ne takdir ederse o onun için hayır olur. Öyle ki kendisine bir mutluluk-nimet ulaşırsa ona şükreder ve bu onun için hayır olur. Zarar-sıkıntı isabet eder de sabreder ve o da onun için hayır olur.
Sonra isnadı ile Abdullah bin Ömer'den Nebi'nin şöyle buyurduğunu rivayet etti:
"Gariplere müjdeler olsun."
(3 kere tekrar etti) Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü! Garipler kimler? Dedi ki: "Çok (fazla) olan kötü insanların içindeki az (bulunan) salih insanlardır. Onlara buğz edenler, sevenlerinden daha çoktur."
"Ebu Salebe El-Huşeni'nin yanına geldim ve dedim ki:
"Ey Ebu Salebe bu ayet hakkında ne diyorsun? Dedi ki: Hangi ayet? Dedim ki: "Siz hidayette olduktan sonra onların sapık yolda olmaları size zarar vermez." Dedi ki: Vallahi ben onu bilene sordum. Onu Resulullah'a sordum dedi ki: "Siz iyiliği emredip kötülükten men edin. Kendisine boyun eğilen bir tamahkarlık, tabi olunan bir heva, tercih edilen dünya, herkesin kendi görüşünü beğenmesini gördüğün zaman sen kendine bak, avamın işini (halini) bırak. Çünkü sizin ardınızdan öyle günler gelecek ki o günlerde sabretmek, elinde kor tutmak gibi olacak. O gün bir amel işleyen kişinin ecri, onun ameli gibisini yapan 50 kişinin ecri gibi olacak." Denildi ki: Onlardan elli kişinin ecrinde mi ey Allah'ın Resulü? Dedi ki: "Hayır! Aksine sizden elli kişinin ecri gibi."