Acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi.Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi.Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.
“Sence bu yarasa seni çok seviyor mu?”
“Sevmez olur mu...”
“Yürekten mi seviyor?”
“Kesinlikle.”
“Öyleyse geleceğine emin olabilirsin.Biraz gecikebilir, ama bir gün mutlaka seni bulacaktır.”