“Şimdi birey kendini Tanrı’dan kopararak ve bütünüyle kendi olarak pekiştirmelidir. Böylece ve aynı zamanda kendini toplumdan ayırmış olur: Dışarıdan yalnızlığa gömülür, içte ise Cehenneme, Tanrı’dan uzaklaşmaya”
Kahraman öldürülmeden Tanrı’nın var olmayacağını söylemem gerekiyor. Bizim anladığımız kahraman Tanrı’nın düşmanı oldu çünkü kahraman kusursuzluktur. … Oysa kimse kusursuz değildir ve tanrılara gereksinim duyarız.
Cenennemin özü üzerine ne düşünüyorsunuz? Cehennem, derinliklerin artık ya da henüz yeterli olmadığınız her şeyle size gelmesidir. Cehennem elde edebileceğinizi artık elde edememektir. Cehennem istemediğinizi bildiğiniz her şeyi düşünmek ve duyumsamak ve yapmak zorunda olduğunuz zamandır. Cehennem yapmak zorunda olmanın aynı zamanda istemek olduğunu ve bundan bizzat sorumlu olduğunuzu bilmektir. Cehennem insanın kendisiyle ilgili tasarladığı her ciddi şeyin aynı zamanda gülünç, her ince şeyin aynı zamanda kaba, her iyinin kötü, her yükseğin alçak ve her hoşluğun aynı zamanda utanç verici olduğunu bilmektir.
Derinliklerimiz yoksa yüksekliklerimiz nasıl var? Yine de derinliklerden korkuyorsun ve onlardan korktuğunu itiraf etmek istemiyorsun. Yine de iyi bu, kendinizden korkmanız; kendinizden korktuğunuzu yüksek sesle söyleyin. İnsanın kendinden korkması bilgeliktir. Yalnızca kahramanlar korkusuz olduklarını söyler.