(..) zaten kim gölgesine dönüp bakar ki? İnsan gölgesinin sadık ve sessiz bir şekilde peşinden geldiğini, bazen henüz bilince varmayan bir arzu için öne fırladığını hisseder fakat onun parodi benzeri biçimlerini izlemeye ve bu deformasyon içerisinde kendisini algılamaya çok nadiren kalkışır.
(..) bugün ilk kez kendi gözleriyle gördükleri bu yabancı dünyanın onlara gelecekte neler getireceğinden duydukları dehşet ürpermelerine neden oluyor. İçine adım attıkları, yürüyerek geçmeleri gereken kapkara bir orman gibi karşılarında karanlık ve tehditkar bir şekilde yükselen hayattan korkuyorlar.
“Beyaz saçlı yaşlı adamın, sokaktaki aksi, aceleci, işi başından aşkın insanların üzerinde pencereden aşağıya seslenirken, bu iğrenç dünyadan beyaz bir bulut vasıtasıyla sevecen bir deliliğe geçercesine verdiği bu güzel görüntüyü asla unutamam. O anda Goethe’nin söylediğini sandığım söz bir kez daha aklıma geldi: “Koleksiyoncular mutlu insanlardır.”
“Bu boğuk, neşesiz zamanda, insanların artık tümüyle unuttuğunu sandığım sanata dönük bir kendinden geçme hali, saf bir coşku yaşamış, bunu kendi bedenimde hissetmiştim.”