“Anahtar, bizim gördüğümüz ya da algıladığımız her şey olduğumuzu anlamaktır. Eğer biz belirli bir niteliğe sahip olmasaydık, onu bir başkasında gördüğümüzde tanıyamazdık. Eğer bir başkasının cesareti size ilham verirse, o sizin içinizdeki cesaretin bir yansımasıdır. Eğer siz bir insanın bencil olduğunu düşünüyorsanız, aynı ölçüde bencillik gösterebileceğinizden emin olabilirsiniz. Bu nitelikleri her zaman ifade etmesek de, her birimiz gördüğümüz her niteliği sergileme yeteneğini sahibiz. Holografik dünyanın bir parçası olarak biz gördüğümüz her şeyiz, yargıladığımız her şeyiz, hayran olduğumuz şeyiz. Derimizin rengi, dilimiz, dinimiz her ne olursa olsun, biz aynı evrensel nitelikleri paylaşırız. Bu aslî bakımdan tüm insanlar aynıdır.”
“Eğer başka bir insandaki büyüklüğe hayranlık duyuyorsanız, görmekte olduğunuz kendi büyüklüğünüzdür. Siz onu farklı biçimde tezahür ettirebilirsiniz, ama eğer sizin içinizde büyüklük olmasaydı, bu niteliği başka bir insanda görüp tanıyamazdınız. Eğer o niteliğe sahip olmasaydınız, ona bir çekim duymazdınız.”