Gerçek özgürlük, nerede duracağını bilmektir. Neye "hayır" diyeceğini ve neye boyun eğmeyeceğini bilmektir. Günümüzde her türlü hazzı sınırsızca yaşamak isteyen insanlar için "özgür” diyebilir miyiz? Oysa bu insanlar nefislerinin ve arzularının kölesi olmuşlardır.
Özgürlük dediğimiz kavramın kesin bir tanımının olmadığını, oldukça izafi olduğunu ve birçok ön şarta bağlı olduğunu görüyoruz. Mutlak bir özgürlükten söz edemeyiz. "Her istediğimi yaparım." diyemezsiniz çünkü fiziksel şartlar, çevreniz, bilginiz ve yetenekleriniz buna müsaade etmez.
Eğer dağı hiç görmemişsem, o konuda fikrim yoksa, çölde yaşayan insansam, dağcılığın keyfinden, zevkinden ve isteğinden mahrum kalırım. Yani özgürlük oldukça sınırsız bir kavram gibi görünse de aslında belirli çerçeveler içinde şekillenir. Günümüzde gözlemlediğim olaylar, gelişmeler ve genç kuşakların eğilimleri, sanki sınırsız bir özgürlük varmış gibi bir algı oluşturuyor. Oysa bilgi, özgürlükle ve istekle doğrudan ilişkili. Kişinin fiziksel, maddi ve zihinsel kapasitesi, yapabilme gücünü belirler. Örneğin, korkuyorsanız yamaç paraşütü yapamazsınız ama bu, büyük bir özgürlük deneyimi olabilir.
Bilmediğimiz bir şeyi isteyemeyiz. Dolayısıyla bilgiyle çok yakından ilgili bir durum. Özgürlük aynı zamanda fiziksel, maddi ve zihinsel kabiliyetlerimizle de bağlantılıdır. Mesela ben denizin dibinde kalamam ama balık kalıyor. Gökyüzünde uçamam. Dağların tepesinde yaşayamam. Müthiş bir özgürlük o bana göre. Sadece hayalini kurarım. Böyle baktığınız zaman özgürlüğün esasında çok ütopik bir şey olduğunu görüyoruz. İçimiz istiyor fakat yapamıyoruz. Fiziksel şartlarımızdan dolayı yapamıyoruz.