“İnsan sevdiğini severek bekler. Gelse de bekler, gelmese de bekler. Demem o ki beklenen güzelse beklemek de güzeldir. Ya geldiği vakit orada olamazsam diye bir korku ile yaşamaktansa sevdiğimi beklerken ruhumu sahibine teslim etmeye razıyım ben.Şimdi ben o sevdiğim, o beklediğim, hasretini çektiğim bir gün gelir diye burada bekliyorum. Ve korkumdan bekliyorum. Gelir de burada olamam diye korkumdan..."dedi. Ömrü beklemekle geçiyordu sanki onun. Ama beklediği ne bir evlat ne bir eş ne bir kardeşti. Bambaşkaydı beklediği.
Sonra bu zamanda yaşamayı bir yük gibi kabullendiğini düşünürdüm hep. Öyle yabancı gibi yaşardı ki sanki bir başka zamanın, bir başka diyarın insanıydı. Her sözü tarihe çıkar, ecdattan bahseder, gözleri dolar ama yine de anlatırdı. Tarihi bilirdi demiyorum tarihi yaşardı ve hatta tarihte yaşardı.