Dostlarından biri, Mârûf-i Kerhî Hazretleri’ne:
“–Ey Mârûf! Seni bu derece ibâdete sevk eden nedir?” diye sormuştu. Hazret sükût etti. Arkadaşı ısrâr ederek:
“–Ölümü hatırlamak mı?” dedi. Mârûf-i Kerhî cevap verdi:
“–Ölüm dediğin nedir ki?”
“–Kabir ve âlem-i berzahı düşünmek mi?”
“–Kabir dediğin nedir ki?” Arkadaşı yine ısrâr ederek:
“–Cehennem korkusu veya cennet ümîdi mi?” diye sordu. Bunun üzerine Mârûf-i Kerhî Hazretleri şu muhteşem cevâbı verdi:
“–Bunlar da nedir ki?!. Bu saydığın şeylerin hepsini elinde tutan Zât-ı Kibriyâ öyle yüce bir Rab’dır ki, eğer O’na karşı derin bir muhabbet ve iştiyâka sahip olabilirsen, bu dediklerinin hepsini sana unutturur. Allah ile aranda bir mârifet, bir muhabbet meydana gelir ve bu sâyede O, saydıklarının hepsinden seni kurtarır!”