Uçağın rötar yapması, havaalanında uzun bekleyişler hepimizin nefret ettiği durumlar. Ursula K. Le Guin bu bekleyişe yaratıcı bir çözüm getirerek bizleri havaalanlarından açılan kapılarla farklı boyutlara konuk ediyor. Yazar her boyut için farklı canlılardan oluşan farklı toplumlar oluşturmuş. 3-5 sayfalık öyküler için bunca ayrıntıyı sanırım sadece Ursula oluşturabilir. Kitap nispeten kısa olsa da çok yoğun bir içeriği var. Tam anlatılan boyuta alıştım derken öyküler bitiveriyor. Benim gibi iki günde bitireyim derseniz biraz sıkılabilirsiniz. Öyküler arası bağlantı olmadığından sindirerek okumak daha mantıklı olacaktır.
İslac’taki Bulamaç, Biyoteknoloji ve Genetik Mühendisliğinin kontrolden çıktığı bir boyut. İnsanlar kendi istekleri doğrultusunda diğer canlıların genetiği ile oynayıp hibrit türler ortaya çıkarmış. Haliyle doğanın bu duruma tepkisi de ağır olmuş.
Hennebetlerin Yanında İnsanın Yabancılık Çekmemesi, inanç ve varoluş üzerine yazılmış bir öykü.
Veksilerin Öfkesi, Kentaura benzeyen canlıların hüküm sürdüğü bir boyutu anlatıyor. Klanlar arası savaşlar, örf ve adetler güzel kurgulanmış.
Ansarların Mevsimleri, uzak bir yıldız sistemine ışınlandığımız bu boyuttaki canlıların yaşamı oldukça ilginç. Bu gezegende 1 yıl bizim zaman birimimizle 24 yıl sürüyor. 6 yılda bir mevsim geçişi yaşandığından Ansarlar baharın gelişiyle kuzeydeki yazlık topraklarına göç ediyor. Sonbahar geldiğinde de tekrar güneye şehirlerine dönüyorlar. Ritüele dönüşen göç ve Ansarların bu olaya bakışını okumak çok keyifliydi.
Frin’in Toplu Rüyaları, rüyalarını paylaşan bir toplumun yaşadıklarını anlatıyor. Frinliler gece uyuduklarında rüyaları birbirine karışıp ortak bir havuz oluşturuyor. Bu havuza çevredeki diğer canlılarda dahil oluyor. Çok ilginç bir öyküydü.
Hegn Soyluları, iki