bazen geceleri uyanıkken gerçekten yaşayıp yaşamadığımı merak ederdim. bu herkes için böyle midir? yoksa bazı insanlar sevme konusunda daha mı yetenekli oluyorlar? ya da bazı insanlar yaşamak yerine sadece var mı oluyorlar? sonra korku beni ele geçirdi. korku ele geçirince kendi korkunç görüntümü gördüm. hiç olgunlaşamadım. yüzüm ve vücudum yaşlandı. anılar ve tecrübeler elde ettim; ama içimde, henüz doğmamıştım bile. kendiminki de dahil hiçbir yüzü hatırlayamıyorum. bazen annemin yüzünü hatırlamaya çalışıyorum ama nafile. büyük, koyu mavi gözleri olduğunu biliyorum, bir de burnunun büyük, dudaklarının dolgun olduğunu. bir türlü bu parçaları bir araya getirip yüzünü göremiyorum. aynı şekilde, senin, helena'nın ve leonardo'nun yüzlerini de göremiyorum. seni ve kardeşini doğurduğumu hatırlıyorum ama doğumlar hakkında bütün bildiğim çok can yaktıkları. ama ya acı? nasıl bir şeydi? hatırlamıyorum.
autumn sonata, ingmar bergman
bunca anı saklamak için defter yetişmez:
aşkının hesabını tutmaya ne gerek var?
her şeyi göze aldım, defteri attım bu kez,
böylelikle kazandım daha sağlam anılar.
deftere bel bağlamak, anmak üzere seni,
unutkanlar safına çekip götürür beni.