Bilgisi olan ?
Herkese selamlar. Deneyimini olan yardımcı olursa çok sevinirim. Arkadaşlar bir çoğumuzun bildiği ve yakındığı üzere, basılı kitap ücretleri gün geçtikçe ivmelenerek pahalı hale gelip, erişmek zor hale gelmiş durumda. Bu sebepten dolayı E-kitap okuyucu edinmek istiyorum. E-kitap konusunda herhangi bir deneyimim olmadı. Deneyimi olanlar yardımcı olabilir mi önerir misiniz ? 80-100 sayfa kitaplar bile ortalama ederinden çok pahalı duruma gelmiş halde. Geçenlerde BKM kitaptan 54 kitaplık sepet oluşturdum 4.500 liradan fazla ücret çıktı. Açıkçası 54 tane kitaba bu kadar vermek yerine bu tutarın 3 belki 5 katı daha verip e-kitap okuyucu almak daha mantıklı geldi. Tavsiye eder misiniz ?
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ben bir sepet kitap gördüm 🎈
Kapalı yılları oluyor bazen ömürlerin, sası sası böyle, varsın ama etrafına gri tül sarılmış. Sepet gibi gidip gelmişsin. Bir böyle “oh” diye memnun nefes dile gelmemiş, taşmamış yani. Anıların büyümemiş, zaman zaman hiç olmamış bile anı. Zaman bir nicelik olarak kalmış, kalsa iyi, geçmiş. Telafileri fena olmazdı ama olabilirdi de…
1000Kitap
insanların bahçesine dadanıp sepet sepet kiraz toplayıp sapını bile alamayacağınız parayı bırakmayın bahçemizden uzayın ya
Eski zamanlarda insanlar birbirlerinin gözlerinin içine bakarak ticaret yaparlardı. Biri diğerine bir sepet taze elma uzatır, karşılığında bir testi süt alırdı. Elmanın kokusu sütün beyazlığıyla, birinin emeği diğerinin alın teriyle doğrudan kucaklaşırdı. Takas edilen şey yalnızca mal değil, iki insanın o sabah ettiği sohbet ve birbirine duyduğu güvendi. Sonra bir gün, Lidya ülkesinin saraylarında krallar ve tüccarlar bir araya geldi. İnsanların arasındaki o sıcak bağı koparacak, soğuk ve ruhsuz bir metal parçasını icat ettiler. Üzerine gücün ve egemenliğin mührünü bastılar. O günden sonra elmanın kokusu da, sütün beyazlığı da, fırından yeni çıkmış ekmeğin sıcaklığı da silindi. Her şeyin üzerine tek bir ortak dil yazıldı: Fiyat. Para, insanları birbirine bağlayan o görünmez ipleri kesti. Artık birinden bir şey almak için onun yüzüne bakmaya, hatırını sormaya gerek kalmamıştı. Metal parçası, insanı insandan koruyan devasa bir duvara dönüştü. Tarih kitapları bu icadı "medeniyetin en büyük sıçraması" olarak kaydetti. Ticaretin kolaylaştığını, ekonomilerin büyüdüğünü, imparatorlukların bu sayede devasa yollar inşa ettiğini yazdılar. Ancak o parıldayan sikkelerin, insan ruhunda açtığı o büyük çukurdan hiç bahsetmediler. Paranın icadıyla birlikte dünya ikiye bölündü: Satın alanlar ve satılmak zorunda kalanlar. Sevgi, dostluk ve adalet gibi tartıya gelmez ne varsa, bu soğuk metalin gölgesinde kendine bir değer biçilmesini bekler oldu. Parayı bulanlar dünyayı o günden beri rakamlarla yönetebileceklerini sandılar. Oysa dünya, kasalarında milyarları istifleyenlerin değil; hala paranın satın almaya gücünün yetmediği o hesapsız kucaklaşmaların, bir parça ekmeği bölüşen dilsiz cömertliklerin omuzlarında dönmeye devam ediyor.
Alıntı