Sizi düşünüyorum, dedi kısa bir sessizlikten sonra:
O kadar iyi bir insansınız ki, bunu hissetmemek için taşyürekli olmak gerek. Biliyor musunuz şimdi aklıma ne geldi? İkinizi kıyasladım. Neden o, siz değil? Neden o da sizin gibi değil? O sizden daha kötü biri, ama onu sizden fazla seviyorum.
Hiç yanıt vermedim. Sanıyorum bir şey söylememi bekliyordu.
Bana beslediğiniz sevgi ne kadar güzel! Evlenince dostluğumuz ilerleyecek, kardeşten yakın olacağız. Sizi de neredeyse onun kadar seveceğim...
İşte o an dehşetli bir üzüntüye kapıldım; yine de içimden gülmeye benzeyen bir şeyler titreşti.
Dünkü sözleri ne okşayıcıydı, yüreğimi ne kadar yumuşattı... Nasıl da üzerime titriyor, şefkat gösteriyordu, bana nasıl cesaret veriyor ve yüreğimi şımarttıkça şımartıyordu! Ah, o mutluluk cilveleri! Bense hepsini doğru kabul ediyorum; sanıyorum ki o da...
Fakat mutluluk ve neşe insanı nasıl güzelleştiriyor? Yürek sevgiyle nasıl da kaynıyor? Sanki kendi yüreğimi alıp bir başkasının yüreğine dökmek istiyorsun,herkesin neşelenmesini,herkesin gülmesini istiyorsun. Mutluluk nasıl da bulaşıcı!