Dilediği herkesi mahvedebilme gücüne ve olağına sahip olması, mahkeme salonuna girerken ya da astlarıyla karşılaştığında -dıştan da olsa- takındığı o ağır, ciddi havası, hem üstleri hem de astları karşısında hep başarılı oluşu, en önemlisi de işini yürütmedeki ustalığı... Tüm bunlar onu müthiş mutlu ediyor...
İvan İlyiç'in bir görevi vardı ve onun için bundan daha önemlisi yoktu. Hayata duyduğu bütün ilgi memuriyet dünyasıyla sınırlıydı. Kendini tümüyle buna vermişti. O, görevinden ibaretti.
"Anlatacağım işte sana! Gelirken şapelin yanında neredeyse donmuş halde buldum bu çulsuzu. Sanki mevsim yaz da çırılçıplak dolaşıyor. Tanrı gönderdi beni ona. Yoksa ölüp gidecekti. Ya ne yapsaydım? Böyle şeyler insanların başına hep geliyor! Kaldırdım, giydirdim, eve getirdim. Gönlünü ferah tut. Günah Matryona. Ölüp gideceğiz en nihayetinde."