Yeni ve korkunç bir şeyler oluyordu vücuduna, hem de İvan İlyiç'in hayatında hiç görmediği ölçüde önemli şeyler. Bunu bir tek o fark ediyordu, çevresindekiler ya hiçbir şey anlamıyor ya da anlamak istemiyorlardı.
Böğründeki ağrı canına okumaya devam ediyordu, üstelik hem artmış gibiydi hem de sürekli bir hâl almıştı. Ayrıca ağzının tadı da bir tuhaf olmuştu, sanki iğrenç bir şekilde kokuyordu ağzı; iştahı da gücü de sürekli azalıyor gibiydi. Kendini aldatmanın âlemi yoktu...