Zenon, hareketi varsaymamız için bir objenin zaman ve mekânda bir yerden başka bir yere hareket etmiş olması gerektiğini söylüyor. Bunun üzerine okla ilgili verdiği meşhur örnek geliyor: Eğer ok havadayken zamanı durdurabilseydiniz, okun hareket etmediğini, yerinde durduğunu görecektiniz. Yani herhangi bir anda ok aslında hareket etmemektedir. Ve eğer herhangi bir anda ok hareket etmiyorsa, hiçbir anda hareket etmiyordur ve böylece hareket imkânsızdır.
ve 24 Nisan ölümüme bir sene daha yaklaştım cennete gideceğimi bilsem şu an kalkar kutlardım tek başıma yeni yaşımı😄
neyse yeni yaşım bana güzellikler getirsin💞
yargılanma korkusu olmadan, kendimi savunmak durumunda kalmadan yaşamanin nasıl bir his olduğunu,bunun mümkün ve güvenli olduğunu buna layık ve izinli olduğumu biliyorum
Yüklerimden arınmanın nasıl bir his olduğunu biliyorum
Bunu hak ediyorum ve buna layıkım
Bana ait olmayan tüm sorumlulukları serbest bırakarak
herkese kendi sorumluluğunu alma özgürlüğü tanıyorum.
Bu benim için mümkün ve güvenli.
Kendi hayatımın sahibiyim.
Kendi sorumluluklarımı keyifli ve güvenli almayı biliyorum ve anlıyorum.
Anbean daha hafifleyerek İçimde yayılan huzuru takip ederek hissederek günlük yaşantımı huzurla nasıl geçireceğimi biliyorum.
Ünlü Yunan filozofu Platon/Eflatun (M.Ö 427-347)’un “İdealar Mağarası”🍀
Platon’un meşhur mağara metaforunda, mağarada insanlar sabitlenmiş bir halde sadece karşılarındaki duvarı görebilecekleri şekilde oturuyorlar. Elleri ve ayakları zincirli olduğu için insanlar, sağa sola dönemiyor. Karşılarındaki duvardan bir takım gölgeler geçiyor ve bir takım sesler çıkıyor. İnsanlar başka bir yere bakamadıkları için hatta mağarada bile olduklarını bilmedikleri için yegâne gerçekliğin; karşılarından geçen gölgeler olduğunu ve o gölgeler geçerken duydukları sesin de o gölgelerin adı olduğunu düşünüyorlar. Bir noktada aralarından birkaçı zincirlerini gevşetmeyi başarıyor ve tek bir yöne değil içinde bulundukları mekâna 36o derece bakabiliyorlar. Bu şekilde görüyorlar ki o yegâne gerçeklik olarak düşündükleri gölgeler aslında arkalarındaki bir ateşin önünden geçen insanlar ve insanların taşıdıkları nesnelerin oluşturduğu gölgeler… Bu duvardaki yansımalar ve yansımaların oluşmasını sağlayan birilerinin taşıdıkları nesneler bu dünyaya ait ve oradaki ateş bu dünyanın işleyişinin temel kaynağı olarak tasvir ediliyor.
Platon’un bu mağara benzetmesinden: Mağaraya zincirlenmiş insan; toplumun parçası olan ancak bireyselleşmemiş, farkındalığı gelişmemiş kişiyi temsil eder. Mağara; toplumu simgeler. Zincir; toplum içerisinde bireyi sınırlayan kalıplar, dogmalar, kurallardır. Bunlar zihnin özgürleştirilmesinde engellerdir. Gölgeler ise toplum tarafından belirlenen ve benimsenen sorgulanmamış doğrulardır. Kısacası “İdealar Mağarası”nın vermek istediği mesaj şudur: Taassup ve dogma zihinlerden uzaklaştırılmadıkça insan hakikate yol alamaz. Hz. İnsan olamaz.