Milyonlarca insan tarafından yüceltilen bir kahraman bir gecede aynı milyonlar tarafından terk edilebilir. Tarihte bunun birçok örneğini gördük. Yaşadığımız yüzyılda bunun belki en belirgin örneği, Çin Halk Cumhuriyeti ve Başkan Mao'dur. Neredeyse bir gecede (ama ölümünden sonra) onun temsil ettiği her şey yeni yönetim tarafından karalandı. Bir milyarı aşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık ulusu da bunu tümüyle onayladı, en yakın destekçileri ve karısı dahil. Çin'in politikasında ve yönetiminde köklü değişikliklere tanık olduk. Daha önce fanatikçe el sallayıp, kendilerinden geçerek Mao'nun Kırmızı Kitap'ından özdeyişler okuyan aynı bir milyar insan, Mao'nun neredeyse tam karşıtı olan bir lideri alkışlamaya başladı.
Tarih boyunca, halkların, başka toplumlardaki totaliter düzenleri eleştirdikleri, buna rağmen, kendi ülkelerindeki ırkçı, şovenist ve totaliter sistemleri destekledikleri çok görülmüştür. Barışı koruyan hep bizim silahlarımız, tehdit eden ise başkalarınınkidir.
Kolektif deliliğe birkaç örnek daha: 1950'lerde, ABD'de, Mc Carthy döneminin doruğunda çocuklar uyumadan önce yataklarının altında komünist ararlardı. Şimdi, 1980'lerde, hepimiz terörist arıyoruz. Dünya terörizminin kaynakları olarak gözümüzü devletlere ve şu çılgın kolektif düzene çevirmek, hemen hiç aklımızdan geçmiyor.