"onlar bir toplumdu; ben, sadece basit bir ayakçıydım, unuttun mu? ayrıca hayır, her gece boş bulduğum kayıklarda yatardım." hodbin, bu anıyla içinin buz kestiğini hissetti. kayıkta uyumak sorun değildi çünkü hiç tanımadığı annesi de onu bir fıçıya atıp denizin insafına terk etmişti. sorun, o kayığa gidene kadar gördüğü işkencelerdi. hodbin, ağlayarak uykuya dalmadan önce, hep bir gözü açık uzanırdı. elinde bir bıçakla, hasımlarının geri dönmesini beklerdi. bazen gelir, bazen gelmezlerdi ama hodbin, o karabasanların olduğu bir yerde tatlı düşlerin olamayacağını bilirdi. uyku bir bilinmezlikti ve o bilinmezlik, ona eziyet etmek için gecenin çökmesini beklerdi.