“Hakikat şu ki, hepimiz kendi yarattığımız zindanlarda yaşamaya mâhkum edildik. Bunu ne kadar çabuk kabul edersek o kadar iyi. Anlayın artık, yeryüzünde bu kapıları açabilecek ne bir güç var ne de bir kudret…”
Kararlı davrandınız, cesurca yaklaştınız, tutkunuzu yitirmediniz, iyi gençler oldunuz,zaten bu yüzden de beni kendinize inandırdınız ama özgürlük olmadan öteki dört kelamın hiçbir anlamı yok. Onların dördü de beşinci kelam için yaratılmıştır. Özgürlük yoksa kararlılık felaketle sonuçlanır; özgürlük yoksa cesaret zulmün kapısını açar; özgürlük yoksa tutku büyük bir zindana dönüşür; özgürlük yoksa iyilik en korkunç kötülükleri uyandırır. Siz aşkı hükmedilecek bir ülke zannettiniz,sevgiliyi ise bir savaş ganimeti. Oysa aşkın bunlarla alakası yoktur. Sevmek için insanın hür olması gerekir, anlayın artık, özgürlük yoksa aşk da yoktur.
Çünkü aşk sevgiliye kavuşmak değil sevgiliye kavuşmak için verilen mücadeleymiş,yapılan uğraşmış,çekilen çileymiş.Aşkı kıymetli kılan da işte buymuş. Çünkü sevgiliye ulaştığımız an,onunla diz dize oturduğumuz an, onun gözlerine baktığımız an,ellerini ellerinize aldığımız an, seni seviyorum dediğiniz an, Aşk Tanrıçası kum saatini tersine çevirmiş, böylece aşk ağır ağır bitermiş. Ama sevgiliye ulaşmak için büyük emekler harcarsanız, büyük acılar çekerseniz, büyük fedakarlıklarda bulunursanız, yani sevdayı hayatın amacı haline getirirseniz, aşk sizi hiçbir zaman terk etmezmiş.