…yerinde dikiliyor, bir yere kıpırdamıyor, kendi kendine “Beni burada tutan daha ne var ki?” diye soruyordu. Hem kendine hem de özgür ve mutlu olabileceği kırlara, ormanlara koşmak yerine taşların üzerinde yuvarlanan bu siyah köpeğe kızıyordu. İkisinin de bu avludan çıkıp gitmesine engel olan tek bir şey vardı: esarete ve köleliğe alışkanlık…
Akıl ve ahlak olarak benden katbekat alçak olan değersiz insanların, aptalların, kaba insanların önünde utanıp sıkılıyorum. Hademelerden, kapıcılardan, polisten, jandarmadan korkuyorum. Herkesten korkuyorum çünkü korkutulmuş bir anneden geldim dünyaya. Çocuk yaştan beri dayak yedim, gözdağıyla yıldırıldım!
…insanları baştan çıkarmamak ve inançlarını zedelememek için bu inançsızlığını gizli tutmak zorundaydı. İnanç olmadan idealiz mümkün değildi. Avrupa’yı kurtararak insanlığa doğru yolu göstermek ise idealizmin alın yazısıydı.