Kıtlıklar ve hayvan hastalıklarının üst üste gelmesi Kuman-Kıpçakların, gürbüz çocuklarını para karşılığında daha zengin ülkelere göndermelerine yol açtı. Kuman-Kıpçakların çocuklarını gönderdiği ülkelerden birisi de Mısır'daki Eyyûbî Devleti idi.
Kırgızların yaşadığı topraklar yazın çok sulu, rutubetli, bataklık idi. Kışın kar çok yağardı. İnsanların hepsi uzun boylu ve iri yarıdır. Kızıl saçlı, açık tenli yeşil gözlüdürler. Siyah saçlılara şanssız derlerdi. Kadın çok erkek az idi. Değerli taşlardan dizili küpeler takarlar, geleneklerine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Erkekler ellerine kadınlar boyunlarına dövme yaparlardı. Eğlence ve şehvete düşkündürler.
...Fakat yerlilere oranla az olan Bulgar Türkleri arasında Slavlaşma başladı. Bu Slavlaşma, Malamır (831-836) ve Presiyan (837-852) zamanlarında hızla artarak devam etti. Boris Han'ın (852-889) 864'te Ortodoksluğu resmen kabul ederek, o zamana kadar tek Tanrı inancı içinde yaşayan Bulgarları Hıristiyanlaştırması ile tamamlandı. Boris, Mikhail adını aldı. O güne kadar kullanılan Türkçe "Han" unvanı da Boris'in halefi Simeon tarafından "Çar" a çevrildi.
Bu arada Basık ve Kursık liderliğinde Hunlardan bir grup, 395-396 yıllarında bir Anadolu akını yaptılar. Kafkaslardan Doğu Anadolu'ya girerek, Erzurum, Malatya ve Çukurova'ya kadar ilerlediler. Antakya ile Urfa'yı kuşatıp Suriye'ye girdiler.