Elbette herkes gibi meziyetlerinin yanı sıra eksikleri de var. Doğuştan haydut gibi yetişiyorlar ve Türk hükümeti daha önemli meseleler yüzünden bunların üzerindeki denetimini azalttığında yağmacı içgüdülerine hemen cevap verip sonu gelmeyen sorunlar çıkarıyorlar. Yine de misafirperverliklerini sürdürüyorlar, ama bir yolcuyu gece misafir ettikten ve sahip olduğu her şeyle birlikte ayrılmasına izin verdikten sonra yolunu kesip her şeyini çalıyorlar. Bu huzurlu zamanlarda bile güneydoğu ya ulaşınca daha net görünecek ve şüphesiz bizim de daha rahat eleştirebileceğimiz bazı kötü alışkanlıkları var.
İstanbul kaldırımları herkesin ortak alanı kabul ediliyor. Tüccar ticaret mallarını ve kahvehaneler müşterilerin oturması için sandalyelerini koyarken yayaların hakları göz ardı ediliyor. Sonuç olarak yayalar da sokağı dolduruyor ve İstanbullu arabacılar sadece insanları ve köpekleri ezmemek için doğru düşünmek zorunda değil aynı zamanda yoldan çekilmelerini sağlamak için de sürekli bağırmaları gerekiyor.
Diğer bir deyişle, felsefe, bir tanışma ve tanıştırma toplantısı, sizi size tanıtan, sizi ötekine tanıtan ve ötekini size tanıtan görkemli bir şölendir. Bu şölende değer, bu şölende varlık ve bu şölende bilgiyle tanışırsınız. Bu yüzden felsefeyle tanışmış kimseler ona sevgi adını takmışlardır: bilgelik sevgisi. Bu peşinden gidilenin ve hep gidilecek olanın sevgisidir.