Sercan Çelik

Sercan Çelik
@sercanpab
Âleme, âdeme bigâneyiz biz.
Komünistler mülkiyeti, hırsızlık mahsülü, sınıflara meydan veren bir sömürü aracı olarak vasıflandırdıkları halde, bundan vazgeçmemişler, bilakis devletleştirdikleri mülkiyeti, komünist partisinin kontrolüne vermekle yeni bir sınıf yaratmışlardır. Tarihin en sömürücü, tekelci ve mutlak sınıfı olan bu yeni sınıf, kapitalist toplumlarda bile rastlanmayan bir devlet ve parti burjuvazisi doğurmuştur.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dalından kopan bir yaprağın kaderini rüzgâr tayin eder. O artık herhangi bir istikametten esen rüzgârın esiridir. Unutulmamalıdır ki "Her kim bir kavime benzemeye çalışırsa o kavimin efradından sayılır. " Kültür savaşına karşı en müessir silâh milliyetçiliktir. Kişinin kendi öz değerlerini, öz varlığını koruması ve geliştirmesi moral bir güç ve milli şuurla mümkündür.
Sayfa 217·Kitabı okudu
Dava adamları, o davanın şartlarını ve gereklerini kendi kişiliklerinde yaşamazlarsa o davayı bir adım ileri götüremezler.
Ne zaman ki ordularımız, Avrupa ordularına karşı mağlup olmaya başlamış, o zaman bu aydınlar, Avrupa’nın kuvvetinin nereden geldiğini anlamak ve o kuvveti almak istemişlerdir. Avrupa’da okuyalım, bu kültürleri ve fikirleri alalım, yurda dönelim demişler fakat Avrupa’ya gidenler bu ana esasları alamamışlar, batının tüketime, israfa dayanan lüks yaşayışını örnek almışlar, böylece medeni olacaklarını sanmışlar ve bunu iddia etmişlerdir… Avrupa’ya bakmışlar; ceket, kravat kullanıyorlar, kadınlara bakmışlar; nasıl giyiniyorlar onu almışlar, ne içiyorlar; viski, şampanya, nasıl eğleniyorlar; yılbaşında çamlar kesilip süsleniyor evlerine koyup sabaha kadar onun etrafında eğleniyorlar. O halde demişler, bunları yaparsak, onlar gibi giyinir, yer içer eğlenirsek biz de medenileşiriz, Avrupalılaşırız. Yaptıkları iş bu olmuş, Türk milletinin üretimini arttıracak çareleri düşünmemişlerdir.
Evet, geri kalmıştık, Avrupa bizden ileriydi ama tüketimimiz de kendi yaşantımıza göreydi. Avrupa’dan alınan o eşyalar Türkiye’de yoktu. O kumaşlar, içkiler, süslü ev eşyaları bizde yoktu. Onlara benzemek için biz bu eşyalara para verdik. Türkiye batı devletleri karşısında bir pazar haline geldi. Bu durumda İstanbul, Ankara, İzmir vs birkaç büyük şehre sıkışmış; köylü ile, halkla, bağı kalmamış bir aydın sınıf türedi. Maymun gibi Avrupa’nın lüksünü taklit eden bir zümre! Kendinde medenilik alametleri gören bu zümre, halkı gerici diye küçük gördü. Bugün bunları Anadolu’nun bir köşesine vazifeyle göndermeye kalksanız gitmemek için her çareye başvururlar.