tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
seni az tanıyorum. az.
sen de fark ettin mi?
az, dediğin, küçücük bir kelime. sadece a ve z.
sadece iki harf.
ama aralarında koca bir alfabe var.
o alfabeyle yazılmış on binlerce kelime ve yüz binlerce cümle var. sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. biri başlangıç, diğeri son. ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. yan yana gelip de birlikte okunmak için. aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. senin ve benim gibi.
bu yüzden, belki de az çoktan fazladır. belki de az, hayat ve ölüm kadardır! belki de seni az tanıyorum, seni kendimden çok biliyorum, demektir. bilmesem de öğrenmek için her şeyi yaparım, demektir. belki de az, her şeyi demektir.
ve belki de, benim sana söyleyebileceğim tek şeydir.