“Bilhassa yaz sıcaklarında gezip tozduktan sonra trende veya vapurda otururken ayağınızı sıkan veya nasırınızı acıtan iskarpininizi usulcacık çıkartıyor ve havalandırıyor musunuz? Bu adi hareketi yapmağa canınızın yanmasını tercih ediniz.”
“Vapurda, trende, tramvayda, tünelde hülasa bütün nakil vasıtalarında yanınıza rastlayan bayanı öyle yiyecek gibi süzmeyiniz. O bir moda mankeni değildir ki üstünü başını seyredesiniz.”
“Dostoyevski gibi insan vicdanının temsilcisi olan bir yazar bile başkalarının mülküne göz dikiyorsa, sıradan insanların yaptığı şeyler nasıl kınanabilirdi? Belki Türklerin de buralı olmadığını, Orta Asya’dan gelip İstanbul’u aldıklarını söylemek istiyordu ama tarihte herkesi yerli yerine gönderecek olsak Manhattan adasını Kızılderililere, Avrupa’da birçok ülkeyi Etrükslere vermek gerekirdi. Bunun içinden çıkılamazdı ki.”
“Haliç ve İstanbul bizim olacaktır... İstanbul’un Yunanlıların mirası olduğunu kabul etmek asla mümkün değildir. Dünyanın en önemli yeri olan İstanbul, sadece Yunanlılara bırakılamaz, ayrıca onlara büyük gelir. İstanbul’un bizim olması gerektiğinin nedeni ne ünlü bir limana ve körfeze sahip bulunması ne ‘yeryüzünün merkezi’ olması ne de kapandığı evinde artık boyu tavana değen, denizlerin, okyanusların özgür havasını içine çekmek için enginlere açılmak isteyen Rusya gibi bir deve gerekli olduğu bakış açısındandır.”