Serdar

O günleri ansıdıkça, daha ormanı rüzgarıyla, kokusu, nanesi, yaban gülü, yani it burnu, salep çiçeğiyle, peryavşanı, püreni, yarpuzu, sarı sarı mantıvarı, arı kekiğiyle, çürümüş toprağıyla etinde duyar. Tadı damağında ballanır. Ormana karışır gider. Sarhoş olur, başı döner. Kanında yeşil bir orman uğultusu akar.
Sayfa 208·Kitabı okudu
Reklam
Gazetelerde kitabından tek bir söz edilmiyor, ama konuşması ustaca başka bir kalıba sokularak, cümle ve sözcüklerin arasındaki bağlantılar koparılıp bir kışkırtma söylemine dönüştürülüyordu. Onlara göre, babam, orada, kendini ve ne söylediğini bilen bir bilim adamı, kitap yazarı değil de azgın bir anarşistti. İşlerini büyük bir ustalıkla yapmıştı gazeteciler.
Ütopia’lılar aklı başında insanların, yıldızlar ve güneş dururken, bir incinin ya da bir elmasın cılız pırıltısına düşkünlüklerine şaşarlar. Bir koyunun sırtında taşıdığı yünün en incesinden yapılmış giysiler giyiyor diye bir insanın daha soylu, daha değerli olacağını sanması deliliktir onlar için.
“Demokrasi, yabancı güçlerin Türkiye’ye sızması için bir açık kapı haline getirilemeyeceği gibi dışarıdan bu yolda baskılar gelmesi, demokrasiden vazgeçmek veya gerilemek için gerekçe de sayılmamalıdır.”
“Üreticilerin emeğinden ve halkın veya devletin sırtından, üretici olmayanların büyük kazanç elde etme yolları kapanmalıdır.”
Reklam