Geceleri okula yürürken evlerin sıcak bir ışıkla aydınlanmış pencerelerine bakınca, içeriden gelen gülüşmeler ve gramofon seslerini duyunca yüreği kıskançlıkla doluyordu. Ah, o evlerdeki insanlardan biri olmak vardı - en azından bir eve, bir aileye, sizinle ilgilenen birkaç arkadaşa sahip olmak!
Dorothy’nin içinde bir şeyler oluyordu - zihin dünyasında bir değişim yaşanıyordu. Bir saat önceden farklı biri olduğunu hissediyordu. İçinde ve dışında her şey değişmişti. Sanki beynindeki bir baloncuk patlamış da varlığını unuttuğu düşünceler, hisler, korkular özgür kalmıştı.
Ama bu keşif onu sadece bir anlığına meşgul etti. Baştan itibaren bir yarım kalmışlık hissi vardı, belli belirsiz bir tatminsizlik. Bu şuydu: Bir yanıta benzeyen “Ben benim” kendi içinde bir soruya dönüşmüştü. Artık “Ben benim” değil, “Ben kimim?” idi.
Değişimi tetikleyen cennet kelimesiydi. Bayan Pither’ın sadece iki sohbet konusu vardı; biri cennette yaşayacağı mutluluklar, diğeri de halihazırda çektiği azaplar.