Amerika'da şunu öğrendim ki insan insandır. Her yerde iyi insan da var, kötü insan da. Her insanın içinde yatan bir iyilik cevheri var, mühim olan bu cevheri bulup ortaya çıkarmaktır. Amerikan kültürü bu cevherin ortaya çıkmasına mani olan bir kültürdür. Yani çok maddiyatçı, çok bencil, insanlık anlayışı olmayan bir kültür. Bu da İngilizlerden kaynaklanıyor. İngilizler dünyanın en ırkçı, Haçlı kafalı, fakat bunu çok usturuplu yapan bir milletidir. Batılıların hepsi aynı karakterdedir. İnsanlıktan bahsederler ama aslında insanlıkla alâkaları yoktur. İngilizler gitmiş Kızılderilileri yok etmişler, İspanyollar gitmiş, Güney Amerika’daki bütün medeniyetleri yok etmişler, kitaplarını yakmışlar, bu hadiseler hâlâ devam ediyor. Amerikalılar kötü de Avrupalılar iyi mi? Avrupalıların kafası aynı Haçlı kafası, ama bizimkilerde bir Avrupa hayranlığı sürüp gidiyor. Bizi AB’ye alın diye yalvarıyorlar da, demiyorlar ki; siz gidin kendi işinize, bakın bunun sebepleri, aşağılık duygusu ve bağımlılık. Fakat çok şükür halk Avrupa’yı istemiyor.
“Uygurların oluşturduğu medeniyet, sanatıyla, insanlık anlayışı ve teknolojisiyle bence gelmiş geçmiş en büyük medeniyetlerden biridir. Bunu kimse bilmiyor. Öyle bit medeniyet ki, Çin'e, Japonya'ya, hatta Batı'ya tesirli olmuş. Batı medeniyetinin ancak 200 yıllık bir geçmişi var. Altını biraz kazırsanız, barbarlık çıkar. Osmanlı gibi devletler, kılıç sallamayla, zorbalıkla ayakta kalamaz. Batı'ya çok şey öğretmişiz. Bunları bilmek ve gençlerimize öğretmek zorundayız.”
Eğitimin amacı a) İnsanı kendine ve toplumuna değer katacak düzeye getirmek, b) Bir milletin geçmişiyle geleceği arasında sağlam köprüler oluşturarak geçmişine dayanan ve geleceğe hazırlanan gençler yetiştirmektir.
Her ülkenin eğitim dili çoğunluğunun anadili olan resmi dildir. Yabancı dilde eğitim Türkiye ve birkaç başka sömürge ülkelerinde görülmektedir. İngilizce ile bilim eğitim kapitülasyonların en korkutucu olanıdır.
Bilim ve teknik yeni buluşlar yapanlar bu buluşlarla ilgili kavramların kendi dillerindeki karşılıklarını türetmekle yükümlüdürler. Bundan dolayı bilimin ön saflarındaki bilim adamları yabancı diller kadar kendi dilinin yapısını sözcük ve terim türetme kurallarını çok iyi bilmelidir.