“Cezaevinde beklemek, dışarıdaki bekleyişe hiç benzemezdi. Dışarıda bir umutla, bir amaçla beklersin; burada ise bir ‘hiç’le. Çünkü sen bir hiçtin. Hiçbir şey yapamazdın.”
“Ben bir zamanlar… ben bir zamanlar, herkesin eşit olacağı bir ülke hayal ettim. Herkesin çalışacağı, her şeyin bolluk içinde olacağı bir ülke. Gençliğimin rüyasıydı bu, tıpkı senin şu anki umutların gibi saf ve gerçekti. Ama sonra anladım ki düzeni sağlamak için demir bir el gerekir. Düzen özgürlükten daha önemlidir.”
“Ya bu adaletsizliğe boyun eğip sessizliğe bürünecek, bir gölge gibi yaşayıp gidecekti. Ya da içindeki özgürlük ateşi, bu baskıya karşı direnecekti. Bu direniş, belki de kelimelerle örülen bir zırh olacak, belki de suskunluğun içindeki en gür çığlığa dönüşecekti.”