“Valdheon yan gözle kendisini izleyen diğer tüccarlara göz attı ama kibirli duruşunu korudu. Belli ki, böyle özel bir günde özel misafirlerinin yanında geri çevrilmek sık tattığı bir yemek değildi.”
“İçeride zorbalıkla, katliamla servet sahibi olmuş ve benim gibi kendi küçük yıldız sisteminden fazla çıkmayan taşralıların bile tanıdığı, meşhur ve tehlikeli olduğu kadar zengin olan uzay korsanları da vardı. Normal şartlarda herhangi bir krallık ya da federasyona ait gezegenlerin yanından dahi geçse derhal vurulacak ya da en iyi ihtimalle yakalanıp ölene kadar zindanlarda çürüyecek bu korsanlar için Atlas Kuşağı tam bir cennetti.”
“Gökyüzü şehirlerinden birine gideceğimizi düşünüyordum ama Torus alçalmaya devam etti ve yeryüzüne iyice yaklaşınca aşağıda küçük bir şehir belirdi. Işıkgetiren’in aydınlığıyla şehrin dar ve karışık yolları, yıkık yapıları ve tam ortasından geçerek şehri ikiye ayıran kurumuş bir nehir yatağı seçilebiliyordu. Neredeyse tüm şehir terk edilmiş ve hırpalanmış taş binalardan oluşuyordu. Bazılarının sadece duvarları kalmıştı, bazıları ise zamana yenik düşerek yıkılmış ve dar yolları kapanmıştı.”
“Torus, şimdiye dek gördüğüm en güzel gemiydi. Muhtemelen ismini sahip olduğu gövde şeklinden alıyor olmalıydı. Geniş bir simidi andıran parlak beyaz bir yüzeye sahipti. Geminin içi ise zengin bir şekilde döşenmişti. İnce düz çizgiler halinde tüm tavanı dolaşan parlak beyaz ışıklar, geniş ve ferah bölümler, büyük kare camlar, açık renkli ve şeffaf panellerle süslenmişti.”
“Lody Consela’nın atlas rengi gözleri nam saldığı öfkesini bir anda ortaya koyarak adeta etrafı kasıp kavurdu. Bir Birlik Konseyi üyesini 101. Liman gibi bir yerde görmeniz pek olağan bir şey olmadığından olağanüstü bir şeyler olduğu açıktı.”