Bir ada düşünün ki, şehrin karmaşasından, boğucu olan herşeyden uzak.
Gökyüzünde martıların özgürce uçtuğu, binbir çeşit çiçek kokusunun dört bir yanı sardığı, fıstık çamlarının yollara gölge yaptığı, içinde yaşayan insanların mutlu, birbirlerine saygılı, sevecen, herkesin canı istediği kadar çalıştığı, paranın çok da gerekli olmadığı bir ada. Ütopya mı? Bu günün hızlı dünya serüvenine göre evet.
Öyle bile olsa; "her güzel şey, bir gün biter" ifadesini doğrularcasına Ada'ya bir diktatörün gelmesiyle işlerin değişimi. Ütopyanın distopyaya dönüşümü...
Martılar uçmaz, yüzler gülmez, müzik sesleri duyulmaz olur.
"Bir kötünün kırk tane iyiye zararı dokunur" demiş atalarımız. Evet dokunur, öteye bile geçer. Ama kötülük kendini hissettirmeye başladığı anda ona karşı koyamayanlar da işlenen suçlara ortaktır.
Siyasi yanına vurgu yapmaya gerek duymuyorum, okuduğunuzda anlayacaksınız zaten.
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma