Çünkü daima “ötekini” severiz, daima onu ararız, hayatın bütün koşullarında ve değişikliklerinde… Bunu biliyor musun? Hayatın en büyük sırrı ve en büyük hediyesi, “aynı türde” iki insanın karşılaşmasıdır.
Hayatın basit hediyelerine bu kadın kadar sevinebilen birini tanımıyorum: İnsanlar ve hayvanlar, yıldızlar ve kitaplar, her şey ilgisini çekiyordu ama kibirli bir tarzda değil, kemikleşmiş bir uzmanlık takıntısıyla değil, hayatın gösterebildiği ve verebildiği her şeye yüzünü dönen bir dünyaperestin önyargısız sevinciyle.
Fakat sonra geri döndün, çünkü başka şansın yoktu. Ben de seni bekledim, çünkü benim de başka şansım yoktu. İkimiz de bir kez daha görüşeceğimizi biliyorduk ve sonra biteceğini. Hayatın, varlığımıza anlam ve heyecan katan her şeyin. Çünkü seninle benim aramdaki gibi bir sırrın özel bir gücü vardır. Zararlı bir ışın gibi hayatın dokusunu yakar ama bir yandan da ona esneklik ve sıcaklık katar. İnsanı yaşamaya zorlar. Yeryüzünde yapacakların olduğu müddetçe yaşarsın.