• Tarihin bir fotoğraf makinesi olduğunu söyleyen Tanilli, her insanın bu makineyle bir kez ama yalnızca bir kez fotoğrafının cekildigine inanır. Ve insanlar yıllar sonra o fotoğrafa bakılarak anılırlar. Server Tanilli'nin sözleri hiç silinmez kulaklarımdan: "Sunay, tarih bir gün senin de fotoğrafını çekecek. Dikkat et de, o fotoğrafta gözlerin kapalı çıkma!..
  • kitabı aralarda okuyorum, ne zaman bitiririm bilmiyorum çünkü çok gereksiz buldum. yazarı amerikalıymış. bir kitapta daha amerikalı bir tarihçiyi okumuştum bilmeden. hayatımın pişmanlığını yaşamıştım. sonuç olarak bir daha bilmeden amerikalı yazar okumam. amerikadaki vatandaşlık kültürünün, eğitim sisteminin bu insanların gerçek bir sosyal bilimci olmalarını önlediğini düşünüyorum.

    avrupa hk üstünkörü bilgiye sahip olayım, biraz da popüler olsun, vaktim var kafamı da çok yormak istemiyorum derseniz okuyun.

    bunun tam tersi imkanlarınız varsa, server tanilli'den merak ettiğiniz cildi alıp okuyun. en azından ezberci yola gitmemiş olur, olayların altında yatan nedenleri kavramış olursunuz. Merry'de bu şans yok.

    mesela örnek vereyim.
    --> merry der ki 1600 yılında kral soylular üzerinde hakimiyet kurdu (neden daha önce kurmamış diye insanın aklına geliyor ister istemez. daha önceki krallar aptalmıymış, akıllarına gelmemiş mi?)
    --> server tanilli der ki, burjuvazi sınıfının dış ticaret sonucu aşırı sermaye biriktirmesinden dolayı soylu sınıfının ekonomi ve toplumda ağırlığı azaldı; kral burjuvazi ile bağlaşık kurarak soylular üzerinde hakimiyet kurdu. bu ilişki ilerde göreceğimiz gibi 1789 fransız devriminde tekrar nüksedecektir.

    kitapta özgün bulduğum tek şey, atıyorum kıyafet konusunu işlerken dönemin kraliçesinin kıyafet hk halk nezdinde yayınladığı emirname belgesi. keşke bütün yazarlar bunu yapsa, çünkü bu en çok merak ettiğimiz şeylerden biri. olaylara kralların/padişahların/iktidarların nasıl yaklaştığını gösteren birebir vesikalar.

    onun dışında gerçekten kapağa ve kitabın ismine aldanmayın. konuyu daha bilinçli bir yazardan okuyun derim. ben başladım diye bitireceğim.

    1450-1600 arasını okudum, koca avrupada nasıl bir siyasi yapı olduğu hk üstünkörü bilgi sahibi oldum ama kimin kızının hangi kralın çocuğuyla evlendiğini biliyorum... siyaset-iktidar altında monarşinin nasıl kurumsallaşacağını anlatacağı, soylular ile arasındaki iktidar kavgasını anlatacağı yerde uzun uzun misket silahları anlatıyor... habsburg hanedanının adı 1 kere geçti. karolenjin esamesi bile geçmedi.

    böyle tarih yazılmaz.
  • Tehlikeli sayılabilecek bir düşünce, başka bir düşünceyle çürütülebiliyorsa tehlikeli olmaktan çıkar.
    Server Tanilli
    Sayfa 389 - Cumhuriyet Kitapları’nda 33. Baskı
  • 144 syf.
    ·8/10
    140 sayfada bu kadar geniş bir konuyu basit bir şekilde anlatması,gerçekten takdire şayandır. İmparatorluğun son yıllarını merak edenler genel çerçevede belli başlıklar altında yazılmış bu eseri okuyabilir. Yazarın Türk olmayışından dolayı bazı çevirilerde ufak problemler yaşanmış lâkin mühim değil. Tavsiye edilir,iyi okumalar.
  • Bugünkü Küba rejimi, 1 Ocak 1959'da, Fidel Castro'nun "guerilleros"larının Batiska'nın tutucu ve korkunç diktatörlüğüne karşı zaferi sonucunda kuruluyor.
  • 563 syf.
    ·8/10
    server tanilli'nin 6 cilttlik, insanlığın medeniyet tarihini anlattığı serisi. ilk kitap dolayısıyla ilk medeniyetten, mezopotamya'dan başlıyor. tüm seriler metodolojik bir şekilde ilerliyor. yani konuya girmeden önce bir giriş/özet bölümü. sonra ekonomik ve sosyal yapı. arkasından dini inanışlar ve inanç bölümü. ve son olarak kültür/sanat bölümü. aşağı yukarı bütün ciltlerde bu yapıyı görebilirsiniz. işleyiş tarzı ansiklopedik değil, yaratıcı diyebiliriz. fakat işleniş sırası, konuları sınıflandırma bu şekilde. aslında güzel bir şey çünkü sistematik, kafanıza bir şey takılıp geri döndüğünüzde nereye bakacağınızı daha kolay bulabilirsiniz.

    zaten medeniyetlerin örgütlenme sırası da bu şekilde değil midir? en hayati konu toplumlar için de, birey olarak insanlar için de ekonomidir. dolayısıyla konular da bu sıralamaya göre işlenmiş. böyle derken, kuru kuruya bir iktisat terimleri ve teoriler silsilesi düşünmeyin. basit bir şekilde toplumların ekonomik yapısının neyden oluştuğu, günlük yaşamda ne işlerle uğraştıkları, nasıl evlerde yaşadıkları, refah seviyeleri, yöneticilerin nasıl davrandıkları vs. o medeniyetteki halkın yaşantısını anlatan bir tarih anlayışı işte.

    çeşitli tarih felsefeleri vardır. mesela ibni haldun'a göre devletler insanlar gibidirler. doğar gelişir ve ölürler. ibni haldun 14yyda yaşamış bir bilgindir. bu yya kadar medeniyetler bu şekilde ortaya çıkmış ve yok olmuş olabilir fakat 15yy 16yyda avrupa devletler gelişirken farklı bir yol izlemektedirler ve artık ibni haldun felsefesi ile açıklanamaz bir gelişkinlik düzeyine gelmişlerdir. amerika'nın keşfi, yeni deniz ticareti yollarının oluşturulması, ticaret hacminin artması, dolaşımdaki değerli madenlerin altın-gümüş dolayısıyla paranın artması, rönesans-reform hareketleri... dünyadaki gelişmeler ne kabına, ne ibni haldun'un tarih felsefesine ne de skolastik felsefeye sığmaktadır. deyim yerindeyse avrupa vitesinden boşalmış gibi medeniyete hızla yol almaktadır.

    yeni bir medeniyeti de yeni bir felsefeyle ele almak gerekir. çünkü artık karşımızda eskisi gibi hor görülen, değersiz bulunan, köylerde varoşlarda itilip kakılan değil yeni bir insan bulunmaktadır. bu yeni insanın tarihi de materyalist tarih felsefesi ile işlenmektedir. bu tarihin evrensel dilidir. bugün mesela bizim en değerli medeniyet tarihçilerimizden biri olan prof. dr. halil inalcık hoca şahsi hayat görüşü materyalist olmasa da, tarih alanında faaliyet gösteren bir bilim adamı osmanlı imparatorluğunun oluşturduğu medeniyeti incelemek için başvurduğu yöntemlerden biri materyalist tarih felsefesidir. bu tarih biliminde yöntemlerden biridir. kimya dersinde kullanılan deney yöntemi gibi. maddeyi görebilirsiniz ama onun içini tanımak için bu yönteme başvurmak zorundasınızdır.
  • Günümüzde serbest zaman, aslında -maddi ya da gayrimaddi- meta tüketimine ayrılmıştır;
    böylece, çalışma dışındaki zaman gırtlağına kadar meta fetişizmine batmıştır.