“İnsanlar hayalini kurdukları lüks yaşama ulaşmak için
neleri feda etmezler ki? En değerli varlığı olan ‘zaman’ ilk
kurbandır. Zaman kendisinin kurban edilmesine sessizlikle
karşılık veriyor olması insanları aldatmasın. Sessizlik sırası
insana geldiğinde zaman, keskin kılıcını savurur ve insanların kelleleri her yana dağılır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“İnsanlar hayalini kurdukları lüks yaşama ulaşmak için
neleri feda etmezler ki? En değerli varlığı olan ‘zaman’ ilk
kurbandır. Zaman kendisinin kurban edilmesine sessizlikle
karşılık veriyor olması insanları aldatmasın. Sessizlik sırası
insana geldiğinde zaman, keskin kılıcını savurur ve insanların kelleleri her yana dağılır. Yani zamansal bütünlük her
yana dağılır. Böylece insanların alınlarındaki yazı da sona ermiş olur. Gerçekler bıçak gibi düşünceleri keser ve geriye
sadece kökleri kalır. Kesilen düşünceler, toprağın altındaki
sarmaşık gibi kök salar. Sarmaşığın bilinçaltını sarmasıyla
birlikte ruhlar bulanık düşüncelerle siyaha döner. Kalpse atmasını durdurarak tepkisini ortaya koyar.’’
Diğeri, “Yaşadıklarının, gerçeğin bir yansıması olduğunu, öldüklerinde fark edecekler. Gerçekler bir film şeridi gibi gözlerinin
önünden geçerken kendilerini asıl yaşamın kollarında bulacaklar.”
Ticarete dönüşmemiş şiirler hayatta kalmışken umudumuz yok
demek haksızlık olur. Karamsarlık, ruhun derinliklerine doğru çekilen, sonsuz bir bataklık gibidir. Hayat dönmüş olsa da var mısın
yok musun oyununa, bu oyunda tükenen insanlar, terk edilmemeli
sanal dünyanın girdabına
Olmak ve olmamanın arasındaki meselede takılıp kalan Shakespeare’in şiirindeki haykırışlarını, duymamak mümkün müydü
gökyüzünün derinliklerinde? Bizi gerileten en büyük neden, amansız korkularına yenilen insanlar değil miydi?