sessizgemi

sessizgemi
@sessizgemi_
Kitapçının torunu. ... İyi bir okur olmak, yazar olmaktan daha az değerli değildir. ...
Kamu Personeli
Lisans
Kapadokya / Ürgüp / NEVŞEHİR
Kahramanmaraş
42 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Artık benim de bir daktilom var.
Evet, o daktilo en sonunda bulundu. #242725343 Sadece bir daktilo değildi elbette bulunan. Bir zaman makinesi, bir oda kokusuydu. Kışın soba yanmayan, yazın da kirlenmesin diye kullanılmayan misafir odasıydı. Kitaplık kokan odanın tek misafiri Robinson Crusoe’ydu. Sadece ismi belli, gerisi yazılmamış öykü denemeleriydi. Daktilo ile yazılan, fotokopiyle çoğaltılan sınırlı sayıda çocuk dergisiydi. İşte bunların hepsiydi. Ve daha neler çıktı içinden. 70’lerin saman kağıtları, 80’lerin parmak izleri, 90’ların samimi hisleri… Bir de not vardı: “Gelecekteki bana” “Kullandığın bu daktilonun tuşları arasına “Bir ve Sıfır” rakamları konulmamış. I ve O harfleri varken ikisi gereksiz görülmüş. Yarın kullanacağın bilgisayarların çalışma prensibi ise sadece 1 ve 0 rakamları üzerine. Gerisi gereksiz görülmüş. Sen de hayatının her döneminde sadece gerekli gördüğün şeyleri taşı yanında. Gerisini yük etme. Robinson da 1-0 yenik durumdaydı ama ona bir “Cuma” yetti. Sana da Hayırlı Cumalar.” Gelelim şimdiki bana... Heybemde işe yarar pek bir şey olduğu söylenemez. Birçok başlık var ve fazlaca virgül. En çok da soru işareti hala. Etrafım nokta koyamadığım bir sürü şeyle dolu. Kimi hala eksik, kimi hala yarım. Mesnetsiz, neticesiz çabalamalar… Mesela çok okusam da bir öykü yazamadım. Eğitimsiz, kafiyesiz karalamalar… Ama kızımın ismini “Öykü” koydum. Başlığı yine ben attım. Attığım en güzel başlık. Ve öyle de bıraktım. Çünkü bu sefer gerisi zaten yazılmıştı. Nokta. 15.04.2025 Not: Bu satırlar 55 yaşında bir makineyle, 40 yaşında bir daktilo şeridiyle ve 43 yaşın çocuksu hisleriyle yazılmıştır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Benim hiç daktilom olmadı.
Babamın bir tane vardı yazarken hiç görmedim yazısız saman kağıtların arasında... Amcam bir “Yazardı” bizden uzaklarda yazardı kitaplarını görürdüm bazen ciltsiz kocaman kitapların arasında... Dedem kitap satardı boyası kalkan raflarda okurken hiç görmedim öksüz kalan kitaplığın arasında... Okumak ise bana kaldı o kitapları Dedemin sattığı Amcamın yazdığı Babamın dizdiği Sahi... O daktiloya ne oldu?
Edebiyat