Ahmet Eren Cebeci

Ahmet Eren Cebeci
@sessizjohn
haytanın biriyim ben bunu bilsin insanlar
Cemil, birdenbire atıyla bir dev ölüsü çiğniyormuş duygusuna kapılarak ürperdi. İki gündür çogu tırısla yol kesen hayvan sanki yürümüyor, başını iki yana yorgun yorgun sallayarak bu dev ölüsünün üstünde dolap çeviriyordu. Ölen dev, Osmanlı İmparatorluğu'ydu. Çıplak gövdesi, tepeden tırnağa yara içindeydi. Kolları bacakları iki yana açık, arka üstü yere serilmişti. Samsun'daki Pontus çetelerinden Kafkasya'da Antranik’in Ermeni Ordusu'na, Musul'daki İngilizlerden Adana'daki Fransızlara, Antalya’daki İtalyanlardan Manisa'daki Yunan'a kadar her yanını bir canavar didikliyordu. Başına demir tırnaklı kartallar çullanmıştı. Anzavur gibilerse kangren olmus yarasının kurtları... Hâlâ tek parça görünen gövde, içinin içinden dağılmaya başlamıştı. Herkesin kendi kasabasına, kasabasında mahallesine, mahallesinde evine, evinde yatağına çekilmesi bu çürüyüp dağılmanın sonucuydu. Yüzde yüz gerçek olan bu ölümü görmezden gelmeye çabalayarak kendilerini aldatanlar, yani uzatmalı onbaşının Millîci gavuru dediği herifler, bu bahtsız ölünün soğumuş gövdesinden mini mini bir sıcaklık, belli belirsiz bir seğirme umuyorlardı.
Sayfa 403·Kitabı okudu
Reklam
Vatanlarında vatansız kalanlar, yeniden bir vatan kazanmak için ayaklanıyorlar. Yaşadığımız günler acıdır ama kutsaldır. Vatan adına size bir kez daha teşekkür ederim paşam!
Sayfa 331·Kitabı okudu
Savaş meydanlarında ölümü kondurmamak nasıl yaşamanın kanunuysa, en umulmadık yerde yaşamayı alt etmesi de ölümün kanunu...
Sayfa 34·Kitabı okudu
Bazen kırların ortasında duruluyor, lokomotif için civar korulardan odun kesmek iktiza ediyordu. Böyle aralarda, lazım olduklar için trenciler Mehmetçiklere biraz evvel küfür ettiklerini unutmuş gibi yalvarıyorlardı. Bizim millet kadar yalvarmaya dayanamayan millet olmaz, Türk köylüsü kendisinden bedava iş istenmesine alışmıştır. Bunu ekseriye sopa ve küfürle yaptırdıkları için yalvarmak pahalı bir ücret yerine geçer.
Sayfa 220·Kitabı okudu
Millete vaat ettiklerini vermeyen hükümetlerin harbe bir avutma çaresi olarak başvurdukları söylenir. Millete vaat ettiğini vermeden ondan canını istemek fena bir alışveriştir. Yapana "tüccar" bile demezler, "dolandırıcı" derler.
Sayfa 155·Kitabı okudu
Reklam