Her şeye rağmen, dünya gastronomisinin en büyük zaferlerini biri sütün sindirilebiliir hale getirilmesi için verilen uğraştır. Bu zafere peynir denir: Sütün içinde bakteri üremesi izin verilerek yapılır; sonra sütün içindeki yağ ve proteinler oluşan katı kısmı ayrıştırıcı. Peynirin tadı, rengi ve dayanıklılığı içinde bulunan bakteriye ve sık olmamakla birlikte, peynir yapanın sütün kesilmesi konusundaki müdahalesine bağlıdır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Süt ürünleri Çin mutfağında yer almaz; süt, tereyağı, krema ve yoğurt, ayran gibi laktoz yardımı olmadan da sindirilebilecek ürünlere bile ilkel yiyecekler olarak bakılır.
Bir çok kültürde laktozun insanlara dokunduğu gözlemlenmiştir. Aslında, hayvan sütünü sindirebilmek Avrupalılara, Kuzey Amerikalılara, Hintlilere ve Ortadoğu ile Orta Aslanın insanlarına mahsustur. Dünyanın diğer bölgelerinde yaşayan insanlar bebekliklerinden sonda doğal olarak laktoz üretemezler.
Her ne kadar besici ve avcı kültürlerin mutfaklarına ait kayıtlarda taze kesilmiş etlerden dem vurulsada, avcı toplumların aşırı miktarda avlanma profillerine bakarak çürümüş et tadının damak zevklerine aykırı olmadığını düşünüyor insan.
Evcilleştirdiğimiz hayvanlar, karşılıklı bağımlılık ilişkisi içinde olduğumu, hayvanlardır. Onları yiyecek kaynağı olarak, haşereleri bertaraf etmek için, eğlence için veya işte, savaşta ve avda yardımcı olarak kullanırız. Karşılığında onları besleriz, vahşi hayvanlardan koruruz.