Hayattan aldığımız her zevki ona muadil bir ızdırapla ödediğimizi bildiğim için, hiçbir şeyden yüzde yüz saadet ümit etmiyor ve yüzde yüz felaketten korkmuyordum.
Bu dakikadan itibaren şuurunuzu, anlıyor musunuz, şuurunuzu bir sinema perdesi farz ediniz ve gene farz ediniz ki makineyi çeviren ve perdede filmi gösteren el, sizin iradenizdir.
Her meselede iki zıt kutup arasında çırpınan insan ruhunu tereddütten harekete geçirmek için, kendime yeniden istikamet vermek mecburiyetinde olmak hoşuma gidiyor.