Bugün sizlere @alimserkancesur 'un muhteşem kaleminden gerçek bir hayat hikayesi olan Türk Damar'ı kitabını, adı tarih kitaplarında pek geçmeyen Hamit Çavuş'un hikayesini anlatacağım.
Kitabın konusu: Hamit, Fetihiye Ören Köyü'nün sıradan bir köylüsüyken Balkan Harbi'nin başlamasıyla Osmanlı'nın ilan ettiği seferberlik onu anasından ve büyük bir aşkla bağlı olduğu eşi Vesile'den tam 11 yıl ayırır.
️Önce Balkan Harbi'nde Yunanlılara esir düşer ve Sakız Adası'na sürülür. Esir mübadelesiyle özgürlüğüne kavuştuğunda onu Çanakkale beklemektedir.
️Açlığın, yoksulluğun ve yanı başında yatan şehitlerin ağır kokusunun arasında vatanı için savaşır. Son kalan el bombalarıyla arkadaşlarıyla birlikte kıyıya çıkmaya çalışan İngiliz askerlerini geri püskürtmeyi başarır.
️Doğu Cephesi'nde Ruslara esir düşer, yol yapımında çalıştırılır, türlü eziyetler görür. Bir Rus askeriyle kurduğu dostluk sayesinde kaçmayı başarır. Yolculuğu sırasında karşılaştığı Kara Yılan çetesinin elinden ise "Ben Mustafa Kemal'in askeriyim!" diyerek kurtulur.
️Memleketine dönmek yerine yeniden cepheye koşar. Kurtuluş Savaşı'nda İnönü'de ve Dumlupınar'da savaşır. Açlık çeker, zulüm görür, ölümle yüz yüze gelir; ama ne düşmana boyun eğer ne de vatan sevgisinden vazgeçer.
Savaşlar sona erdiğinde Hamit'e İstiklal Madalyası verilir. Devlet, bir gazi olarak ona maaş bağlamak ister çok ihtiyacı olmasına rağmen kabul etmez. Hamit'in cevabı, onun nasıl bir insan olduğunu tek cümlede anlatır:
"Ben para için askerlik yapmadım! Ben vatanım, Allah'ım için savaştım!"
️Hamit 11 yıl sonra evine büyük bir mutluluk ile döner. Hiçbir savaştan sağ kurtulduğunda bu kadar sevinmemiştir ama evinde her şey bıraktığı gibi midir ️
Kitap hakkındaki düşüncelerim: Ben tarih okumayı çok severim, gerçek bir hikaye olmasından dolayı kitap
Türk DamarıAlim Serkan Cesur · İkinci Adam Yayınları · 202612 okunma
Kitap, edebiyat dünyasında özgün bir yas anlatısı olarak kabul görmüş ve birçok ödül almış.
Baba, Çocuklar ve Karga olmak üzere üç farklı sesin tamamen parçalı, kolaj hissi uyandıran sayıklamaları, anlık diyalogları ve soyut metaforları üzerine kurulu bir metin. Yasın evrelerini anlatmasıyla birlikte, yazarın tercih ettiği anlatım tarzı ve dilsel biçimi bende karşılık bulmadı.
Benim okuma pratiğimde bir yas anlatısının okura geçebilmesi için karakterlerin iç dünyasıyla güçlü bir bağ kurabilmem, o derin hüzün ve boşluk duygusunu kelimelerin ardındaki samimiyette hissedebilmem gerekir. Ancak Porter'ın dili fazla parçalı. Absürtlük içeren anlatılar, ölümün ve o büyük kaybın gerçekçi ağırlığını benden uzaklaştırdı.
Postmodern edebiyattan, dil oyunlarından hoşlanan okurlar için hafif ve keyifli bir egzersiz olabilir. Benim dünyama dokunmadı.
İyi kitaplar okumanız dileğiyle...
Kitap aslında konu olarak çok güzel bir potansiyele sahip. Düşük puan verilmesine rağmen yine de bir şans vermek istedim ama neden düşük puan aldığını şu an daha iyi anlıyorum. Yazım tarzı asla bana hitap etmiyor karaketlerin üslupları çok kötüydü bana samimiyetsizce ve saygısızca geldi. Ben diyaloglarda küfür karşıtı bir insan değilim yeri geldiğinde sahnenin o atmosferi ile edilen küfürleri okuyorum normal bir şey ama bu kitapta o kadar fazlaydı ki bir yerden sonra rahatsız etmeye başladı.
Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Yıllar önce Deli Kral’ın bir iblisle yaptığı anlaşma tüm krallığın kaderini değiştiriyor. Kral ölüyor, insanlar ölümcül bir hastalığın pençesine düşüyor ve doğaüstü varlıklar iblislerin kontrolü altında yaşamaya mahkum kalıyor. Bu lanetin tamamen gerçekleşmesini engelleyen tek kişi ise son veliaht olan Ejderha Prens. Eğer o da düşerse krallığın son umudu yok olacak.
Finley ise krallığın en uzak ve yoksul köylerinden birinde yaşayan genç bir kız. İnsanların ölümlerini geciktirebilmek için iksirler ve panzehirler hazırlıyor, köylülere yardım ediyor. Savaşçı, avcı aynı zamanda cesur bir karakter. Ancak bir gün yasak ormana girip bitki toplarken Ejderha Prens tarafından yakalanıyor. Prens kızın topraklarına izinsiz girdiği ve bitkilerin izinsiz aldığı için Finley'i cezalandırmak istiyor. Bu yüzden kızı kaçırıp kuleye hapsediyor ve böylece hikaye başlıyor.
Ben Finley’in büyük bir maceraya atılacağını, laneti çözmeye çalışacağını, krallığın sırlarını keşfedeceğini ve Ejderha Prens’le birlikte mücadele vereceğini düşünüyordum. Fakat hikaye beklediğim gibi ilerlemedi. Bunun yerine sayfaların büyük kısmında Finley’in kulede geçirdiği zamanı, prensle olan çekişmesini ve aralarındaki çekimi okuyoruz.
Aslında romantizm olması beni rahatsız etmezdi.
Sinan Ergin'in yaklaşımlarını severim. Kitapta da hoşuma giden çok fazla savı oldu ancak bazı yerlerde beyniniz yanıyor aşırı soyut yaklaşıyor duruma bu da insanda daha fazla sorgulamaya neden oluyor.
Canlı YaşaSinan Ergin · Destek Yayınları · 2018343 okunma
Livaneli'nin tarzını ve kitaplarını severim fakat nedense bu kitabı okumakta çok zorlandım. Diğer okuduğum kitaplar kadar okuma zevki vermedi. Belki herhangi başka birinin kitabı olarak başlasaydım güzel der geçerdim. Fakat Livaneli için beklentim daha yüksekti. Biraz hayal kırıklığı oldu benim için.
Önsözde belirtildiği gibi uzun bir zaman almış kitabı tamamlamak. 29 yıl gibi bir zaman. Bana da kitap zoraki yazılmış gibi geldi.
Livaneli'nin kalemi olduğuna şahit gerekir.
Kitap gerçekten güzeldi, konusu farklı, sizi içine çeken bir işleyişi var. Özellikle kurgusu gayet başarılıydı.
Kitabın konusunu başka birisinin bakış açısından okumak güzel değildi....Ben birinci ağızdan yazılmış kitapları severim. Bu ilahi bakış açısı diyorlar ya en sevmediğim tarzdır kitaplarda Leziz Kadavralar da vardı malesef... Kitap full dehşet, vahşet, kan, kesme, insan eti yeme, bunlarla dolu.Gerçekten hassas insanların okumaması gereken bir kitap. İçinde yazanları okumak sağlam mide ve psikoloji istiyor.
Özellikle sonu
Bu kadar büyük bir ters köşeyi asla beklememiştim asla.... Kalbim kırıldı resmen ...
Puanımdan da anlarsınız ki sevdim, ama herkesin okuyamayacağı türden bir kitap.