Aşk yaşında olsan dahi, Adil Erdem Bayazıt’ı oku; çünkü sevgi bir ‘torpil’ değil, emek isteyen bir ilke yürüyüşüdür. Cahit Zarifoğlu’nun duruşunda olduğu gibi insanın bir formu, bir istikrarı olmalıdır. Normların erozyona uğradığı yerde duygusal referansları etiğe bağlamak gerekir. Sevgi, sınırları kaldırmak değil; sınırları adalet ve sorumlulukla yeniden çizebilmektir. Sevgi torpil değil, ilke yürüyüşüdür; duygu değil, etikle sınır bulan bir duruştur. Aşk, norm erozyonu değil; duygunun etiğe bağlanarak form kazanmasıdır.
Ne demiş şair ;
"Sev seni seveni yerle yeksan olsada, Sevme seni sevmeyeni Mısır'a sultan olsa da ..."
Reklam
Bir insanın kayıtsızlığı çoğu zaman yokluk değil, düzenlenememiş bir duygunun sessiz dilidir. Özellikle erken çocukluk döneminde yeterince görülmemiş, duyulmamış veya duygusal olarak eşlik edilmemiş bireylerde kayıtsızlık, sanıldığı kadar nötr bir alan olmayabilir. Japon psikiyatrisinin uzun yıllardır dikkat çektiği "amae" ihtiyacı —güvenle yaslanabilme ve kabul görebilme arzusu— karşılanmadığında, birey bazen ilgisizlik görüntüsü altında geri çekilmeyi öğrenir. Dışarıdan bakıldığında umursamamak gibi görünen şey, içeride donma tepkisi, kaçınmacı bağlanma örüntüsü veya duygusal aşırı yüklenmeye karşı gelişmiş bir koruyucu mekanizma olabilir. Çocuk gelişimi literatürünün işaret ettiği üzere, erken yıllarda kurulan güvenli bağlanma, duyguların adlandırılmasını ve düzenlenmesini mümkün kılar. Bu süreç yeterince desteklenmediğinde ise kişi, hissetmek yerine uzaklaşmayı tercih edebilir. Bu nedenle değersizlikle ilişkili bilinçdışı tepkiler çoğu zaman doğrudan görünmez. Zihin bazen acıyı ortadan kaldıramadığında onunla arasına mesafe koyar. Soğuma, ilgisizleşme, değersizleştirme veya "zaten önemli değil" deme gibi davranışlar, benliği korumaya çalışan psikolojik manevralara dönüşebilir. Kayıtsızlık böylece boşluk değil; bastırılmış anlamın maskelenmiş biçimi hâline gelir. Çocuk gelişimi uzmanlarının sıkça vurguladığı bir gerçek vardır: Harfler yalnızca sesleri değil, duygusal deneyimleri de taşır. Bir çocuğun okuduğu kitaplar, karşılaştığı kavramlar ve maruz kaldığı bilgi yükü; nörobilişsel gelişim, duygusal olgunluk ve bağlanma tarihiyle birlikte anlam kazanır. Yaşa uygun olmayan bilgilerin zamansız yüklenmesi, bazen öğrenme değil zihinsel taşkınlık üretir. Ansiklopedi bilgisi sevgiden önce gelirse bilgi, çocuğun ruhunda kök bulamaz. Bu nedenle eğitimin ilk basamağı
Yarının Adamı… Her hareketi gurur verici her tavrı baş tacı sana çok şey borçluyuz. Bizi seni tanımayanlar sana tapmakla suçlar ; fakat biz derin bir sevgi ve saygı duyuyoruz … Yarının Adamı 1 - Mustafa Kemal'i Anlamak Yarının Adamı 1 - Mustafa Kemal'i Anlamak
Alıntı
Harflerin hangi kök bilgiyle kodlandığı; nörobilişsel gelişimden duygusal bağlanmaya, dikkat süreçlerinden dil edinimine kadar birçok etken ihtiva eder. Bu sebeple çocuğun gelişim basamaklarını dikkate almadan ona yaşına uygun olmayan kitaplar, kavramlar ve bilgi yükleri vermek eğitim değil; çoğu zaman bilginin ölçüsünü bilmemektir. Çocuk gelişiminin ilk basamağı bilgi değil, sevgidir. Güven duygusu olmadan öğrenme kök salmaz. Sevgiyle karşılanan çocuk dünyayı tehdit olarak değil, keşfedilecek bir anlam alanı olarak görmeye başlar. Bu nedenle çekirdek aile, yalnızca bakım veren bir kurum değil; sevginin dilini, sınırlarını ve sorumluluğunu öğreten ilk mekteptir. Sonraki evrelerde bilgi, sevginin üzerine inşa edilmelidir. Çocuğa ansiklopediler, kitaplar ve bilimsel kavramlar sunulurken onun yaşına, bilişsel olgunluğuna ve psikolojik dayanıklılığına dikkat edilmelidir. Her bilgi kendi zamanını bekler. Erken yüklenen bilgi bazen hikmete değil, zihinsel yorgunluğa dönüşebilir. Sevginin bilgisini öğretmek ise sevgiyi istismar etmemektir. Çocuğa sevgi adı altında sınırsızlık değil; merhametle kurulmuş sınırlar kazandırılmalıdır. Çünkü sağlıklı bir psikoloji, sevgi ile sorumluluğun, özgürlük ile rehberliğin dengeli birlikteliğinden doğar. Hakiki eğitim, çocuğu bilgiyle doldurmak değil; sevgiyle büyütmek, bilgiyi zamanında vermek ve öğrendiği bilgiyi insanlık yararına kullanabilecek bir vicdanla buluşturmaktır.
Birbirini hisseden ruhlar iyi ki var
Anlamın tek başına kalmaması, karşı tarafta da tamamlanması..işte bu çok özel bir an. Bazen bir şeyi hissettiğini düşünürsün, kelimeye dökmeden bırakırsın..sonra bir başkası onu senden önce söyler gibi olur. Yani paylaşımdan çok, bir karşılaşma olur. Belki de en değerlisi şu: Kalabalık değil, doğru bir etkileşim hissi. Böyle insanlar iyi ki var 🫠
Reklam
Reklam