Ve “DUYGU” bitti. Kitap 1 yıldır kitaplığımda duruyor. Bu kitap da keşke daha önce okusaydım dediklerimden..
Yazarın dili akıcı, kurgusu ise duygudan duyguya sürükledi beni. Yüreğime dokunan kitapları çok seviyorum.
Konusuna gelince:
4 ana karakterimiz var ancak yan karakterlerde en az onlar kadar önemli..
Duygu/İzmirli, Sedat/Diyarbakırlı, Bekir/Trabzonlu ve Ali/İstanbullu, hepsi öksüz, hepsinin derin acıları, apayrı hayat hikâyeleri var. Bu 4 insan aralarında kan bağı olmamasına rağmen birbirine ölesiye bağlı. İnanılmaz güzel bir dostluk, sahiplenme, acısı ile üzülen, sevinci ile mutlu olan dost onlar. Aralarındaki bu bağa bayıldım. Beni en çok etkileyen kısmı oldu…
Duygu:
Savcı olan Babasına düşman olanlar Duygu’yu küçükken kaçırıp türlü işkenceler (kandım dondu) yaparlar. Babası mecburen teslim olur ve onların elinde işkenceden ölür. Annesi bu durumdan kızını suçlar ve çok sevdiği kocasının acısına dayanamaz ve intihar eder.
Duygu ölmek üzereyken Sedat tarafından kurtarılır ve bu dörtlü böylelikle bir araya gelir. Duygu onların elinde büyür. Yaşadığı travmaları ise onların dostluğu, sevgisi iyileştirir.
Bekir ona “Babam” der, Duygu onda Baba sevgisini bulmuştur. İçlerinde en sakin, duygularını içinde yaşayan, teyze kızı Selma’ya çok aşık bir abi. Babası kızı vermiyor yıllardır :) Bakalım ne olacak?
Ali ona “Çirkin” der. Duygu onda kardeş sevgisini bulmuştur. Ali’m der ona. Erkeklerin içinde en genç olanı, deli dolu, çapkın, ele avuca sığmayan.
Sedat ise kurtarıcısı, canı, nefesi her şeyi olmuştur. Aşkı bulmuştur onda ama farkına çok geç varır :) İstanbul da herkesin korkulu rüyası “Sado”. Hepsinin ağır abisi. Çok kızdım bazı yerlerde kendisine :)
Onların bir sloganı var bayıldım :) “İyiyim,',iyiyiz, biz hep iyi oluruz”
Sonrasında yaşanan birçok olay var