YAŞAYIŞ
Titrek bir fısıltıın nefesi vurur yanağıma, Yaşlı bir ihtiyarm çığlığı böler, yarı uyur, yarı uyanıklığımı Kodese tıkmışlar babamı,
Anam tren raylarının soğuk demirlerinden çıkmış yola,
İncir ağacıın dalına asmış kendini
Hürriyet arıyorum, gören oldu mu? Helva da karılmamış... Sırtıma dokunmuş amcalar, teyzeler "Canım oğlum, kıyamayız biz sana," diyorlar Riyakâr kahpeler, salya sümük ağlaya ağlaya Terk edip beni ulu orta, bir köşeye attılar.
Bana dokun yılan, istiyorum, Yeter ki başka masuma dokunma, Yakma başka canı
Düşlerimde yıldızlar ve ay bana hediyeler alıyor, Papatyalar sevgiyle çıkıyor. Yollar dikenli olsa da inan, canım hiç acımıyor, Umut aslanım benim.
Baharı müjdeler yeşil kırlarda,
Gülümser güneşe ince bir sapta.
Sarı kalbi vardır, beyaz yaprağı,
Süsler çocukların bastığı toprağı.
Tek tek toplanır da neşeyle elden,
Örülür sevgiyle, sakınarak yelden.
Ne altın, ne elmas onunla yarışır,
Bir papatya tacı başa ne yakışır!
Sultanı eyler seni tüm kırların,
Fısıldar kulağına tatlı sırların.
Solsa da yaprağı kurusa bile,
Kokusu emanet kalır sevgiye.
Yazarin dili, akiciligi, seçtiği kelimelerin duygu olarak gecirgenligine bir lafım yok. Kimsenin olamaz gibi.
Kitabin konusu, ele alinisi ve sonucu bence tatmin ediciydi. Usturayla aldığı anda ne yapacagini herkes anlamıştır ama bu şekilde olacağını düşünmemiştir.
Benim bu kitapta ve Ayfer Tuncta eleştirecegim şey pes pese 3 kitabini okumuş olarak fazla yoğun bir acı dili ve kurgusu yazması. Evet yaptigi isi cok iyi yapiyor ama bu kadar anti düşüncelerle yer verdiği bir ask hikayesi ya da acı hikayesi diyelim karakterlerdeki boşluk duygusunu bizede geçirdi. Son kısımda bir an ağlayacak gibi oldum ama sonra şak diye kesildi. Ve 3 evlat sahibi biri olarak Heidi gorunce ağlayan birine dondum.
Sanem ve Umut karakteri farklı yara ve acılarla yogrulmus, hayattan beklentisi kalmamış amaçsız iki karakter. Sanem ailesinin ona kol kanat germesi icin canını verecekken Umut bu sevgiyle boğulup altında kalıyor. Umut hayattan alabilecekleri gözünün önündeyken alamadığı icin acı çekiyorken Sanem hicbir beklenti taşımıyor. Biri severken diğeri buyuk bir boşluk ve kirilmislikla yaşıyor. Biri bircok kayıp yaşadığı halde hicbir şey düşünmemeye değer bulmasada diğeri aklından silemiyor; hem o anlari, hemde getirdiklerini...
Zıtlıklar ve acılarla yoğurulmus iki hayat ve olamayan bir ask..
Kötülük; iyiliğin olmayışı değil, insanın kalbinde Allah sevgisinin yokluğudur. Bilim ve teknoloji pek çok şey açıklar ama insanın içindeki inanç boşluğunu dolduramaz. Ancak Allah'a ve yarattıklarına duyulan sevgiyle kainata da barış ilan edersin. Sevdiğin kadar sevilirsin. Verdiğini aslında kendine verirsin. Allah ile başlattığın her adım senin hayrınadır.