Hayatın değeri bugün yanlış anlaşılıyor. Tüketimci, transhümanist açıdan ele alınıyor ya da fetişist olmakla eleştiriliyor. ...Hazcı olmak yerine, "yalnızca bir hayatımız var" deyişi ölüm itkisinin bir ifadesi oluyor. Bu deyiş insanı "zamanı öldürmeye" , hayatını art arda gelen bir itkisel doyumlar dizisine dönüştürmeye, onun yoğunluğunu "artırmaya", kısacası kendi yaşamını bir performans gibi görmeye davet ediyor.