“Taoistler de evrenin dinamik döngüsüne inanırlar. Tao ‘yol’ demektir. Evreni bir enerji sistemi olarak görürler -buna chi derler- ki bu da sürekli değişir ve akar. Buna göre de kişi tüm evrende tek bir elementtir ya da enerjinin bir parçası. Doktrinleri I Ching’dir yani Değişim Kitabı. Buna göre denge ancak yin ve yang arasında bir uyum olduğunda sağlanabilir. Bunlar da evrendeki bağıntılı doğal güçlerdir. Bu da kuantum fiziğinde geçer, çünkü her şey partiküllerden oluşur ve bunları bir arada tutan da subatomik enerjidir.”
“Budistlere göre her şey geçicidir. Buddha, dünyadaki bütün acıların kaynağının insanların maddelere ve fikirlere bağlılığından kaynaklandığını ve akan, değişen ve hareket eden evreni kabul etmedikleri için böyle olduğunu düşünmüştü. Budizme göre, uzam ve zaman, bilinç yansımalarından ibarettir. Budistler objeleri maddeler olarak değil de, evrensel bir hareketin içinde var olan dinamik süreçler olarak görürler ve bu da sürekli değişmektedir. Yani, maddeyi enerji olarak görüyorlar, aynen kuantum fiziğinde olduğu gibi.”
“Tüm Doğu dinlerine göre evren enerjidir, buna kuantum fiziği de kanaat getirdi. Ayrıca, herkesin zihninin evrenle bir olduğunu düşünürler, bu da Jung’un toplu bilinçaltını anımsattı bana.”
Her bir olay zincirin bir halkasıydı, onu bu ana kadar getirmişti. Böyle olayların olmasının olasılığı neydi acaba? Binde bir? Milyonda bir? Milyarda bir? Böyle bir şey asla hesaplanamazdı. İşte hayatın en güzel tarafı da buydu; her şey olabilirdi, her ne kadar olasılıksız olursa olsun olabilirdi, olasılık dışı olan bir olay mutlaka olurdu.