Sevim

Sevim
@sevimozcelik
Modern hayatta deneyimlerimizden aldığımız tatminin azalmasının nedenlerinden biri de , kendi yaşantılarımızı kıyaslayacağımız şeylerin bolluğudur. Ve seçeneklerdeki çokluk bu tatminsizliğe katkıda bulunmaktadır. Maddi ve sosyal şartlarımız geliştikçe kendimizi kıyaslayacağımız standartlar yükselir. Haz duygusunun referans noktası arttıkça , beklenti ve hayallerimizi çıtası yukarı çıkar. Seçeneklerin artması , kaçınılmaz biçimde beklentilerin de artmasına neden olur. Modern dünyada istenmeyen , hayal kırıklığı yaratan her seçim , hatta umulduğu kadar haz vermeyen her olumlu yaşantı bile , kişinin kendisini suçlamasına yol açmaktadır. Kişi , tercih etmediği imkanlar ve kaçırdığı fırsatlar yüzünden pişmanlık duymakta , refah ve bolluğun ortasında mutsuz ve tatminsiz kalmaktadır. Modern dünyada klinik depresyonun bu kadar yaygınlaşmasının önemli nedenlerinden birisi de budur.
Sayfa 93
Reklam
Modern dünyada dikkate almamız gereken seçenekler artmıştır ve reddettiğimiz seçenekler , tüm albenileriyle bize uzaktan göz kırpmaya devam etmektedir. Aklımız onlarda kaldığı için , seçtiğimiz şeyden sağladığımız doyum azalmaktadır. Seçmediğimiz alternatifleri ve onların muhtemel getirilerini zihnimizde atamadığımız için, seçtiğimiz şeyin bize yaşatacağı doyum yerine , seçmediklerimizin özlemiyle hayal kırıklığı hissederiz.
Sayfa 92
Alışveriş merkezinde basit bir alışverişten fazlası vardır. Temel ihtiyaç maddelerini almak için girdiğiniz bakkalda fazla oyalanmaz , ihtiyaçlarınızı alır ve çıkar gidersiniz. Oysa alışveriş merkezinde etkinlikte bulunursunuz ; yürür , vitrinlere bakar ,çay kahve içer , sizin gibi orada bulunan diğer insanlarla ilgilenirsiniz. Sanki orada bulunmanızın temel sebebi alışveriş değilmiş gibi bir yanılsama yaratılır. "Almak zorunda değilsin " in baştan çıkarıcılığı ne fenadır!
Sayfa 84
Türkiye'nin gençleri bir ümitsizlik duygusundan mustarip. Gençler geleceğe baktıklarında bir ışık görmek istiyorlar , bir iş bulabileceklerine, sevip sevilebileceklerine dair bir ümit ışığı. Oysa hayat onlar için her geçen gün daha fazla zorlaşıyor. Anne babalarının televizyon karşısında uyuklamaktan yeterince sevgi veremediği bir kuşak , bir kanser hücresi gibi hızla ülkeyi istila ediyor. Geçtiği yerlere sevgisizliğin tohumlarını , şefkat görmemişliğin zehirli havasını bırakarak. Zamanımızı , dikkatimizi , varlığımızı onlardan esirlediğimiz için , şimdi onlar büyük bir boşlukta asılı kalmış durumdalar. Onlara bağlanabilecekleri bir değer , yüreklerini tutuşturan bir ülkü, hayatlarını güistana çevirecek bir anlam sunamadığımız ve kendimiz gibi onları da televizyon ekranı karşısında yalnız bıraktığımız için.
Sayfa 66