Sevim

Sevim
@sevimozcelik
Adını zaman koyduğumuz usta, içimizde salınan günlerin ruhumuzda bıraktığı izleri alır ve bize hissettirmeden suratımıza işleyiverir. Bunu öyle ağırdan yapar ki, her gün ölen ve her gün yeniden çizilen bir yüzümüzün olduğunu anlayamayız bile
Sayfa 89 - Timaş
Reklam
Hayatın yüz vermediği insanların tarihinden bize kalan, kimsenin yazgısının dışına yaşamayacağızdır. Her hayat, ancak kendi kader evini dolduracak kadardır. O evin ötesi başka hayatlara, baska kaderlere tahsis edilmiştir. Adımlarımız bir kere bile sınırı geçemeyecek, buna asla müsaade edilmeyecektir. Zaferler ve başarılar hak edenlerin değil, nasip edilenlerindir.İstesek de, izin verilmeyen bir kalbe giremeyecek, kursağımızda pay edilmemiş bir yemişı çiğneyemeyeceğiz. Evet, belki her yenilgiden sonra yeniden yeniden denemeliyiz. Nasibimize yenilginin düştüğünü öğrenebilmek için bile buna değer. Hem zaten bunun bilgisine ulaşmak bir zafer değil midir?
Sayfa 119 - Timaş
.. ; yukarıda güneş bütün zalimlikleri unutturacak kadar parlak, ay gecenin cinlerinin yarışamayacağı kadar rahvandır. Evet, dünya belki çalılıklarla doludur, ama hayatta olmak zaten bunun için bir zafer değil midir? Dünyaya meydan okumanın biricik yolu, o çalılıklar arasında kendine bir yer açmak için dünyada kapmayı başarmaktır. Doğan her çocukta, alınan her nefeste, her buluşmada ve ayrılıkta ne kadar çok sır saklıdır.Eğer insanlar o sırlardan yalnızca birkaçını kavrayabilseler, göreceklerdir ki ; yok ve yer coşku dolu bir şenlik için her an hazırda beklemektedirler.
Sayfa 111 - Timaş
o gidince onun yanındaki seni de kaybediyordun. karşılıklı oturduğunuz masaları kaybediyordun mesela. sadece ona anlatacağın şeyleri kaybediyordun. onu bir sabah kahvaltıya çağırma ihtimalini. günlerdir içini kemiren bir meseleyi gecenin bir vakti kapısını çalıp anlatma şansını. yüz yıldır tanıdığın birine iç rahatlığıyla şımarma, kızma, surat asma, bozuk çalma hakkını. birinin sen leb demeden leblebi diyecek olmasını kaybediyordun. o, seninkilere dolanmış köklerini söküp alırken, seni de yerinden ediyordu. aynı bahçenin çiçekleri olmak böyle bir şeydi.