Bugün babalar günüymüş babalar bir kaç şey söylemek istiyorum...
Öncelikle babalar gününüz kutlu olsun, Babalar lütfen evlatlarınıza değer verin, sevin, sayın özellikle de kız çocuklarınıza yapın bunu, Mesela kızınızın saçını okşayın, başını sizin dizinize koysun, haftada bir bile olsa kızınızın saçını tarayın çünkü eğer siz bunları yapmazsanız ileride kızınız bu şefkati ilk kimde gördüyse ona kanacak ve belkide bu yüzden kötü yollara gidebilir şimdi belki diyenler olur niye erkek çocuklara değinmedin diye onlara da geleyim, erkek çocukları illa bir şekilde kendilerini koruya bilirler ama kız çocukları bunu yapamaz erkek çocukları bir gün illa büyür ama siz onun yanağını bir kere okşasanız, bir kere gururla omzuna dokunsanız o çocuk çok güçlü bir şekilde büyür ama siz bunları yapmazsanız o büyüsede içinde hep bir çocuk yatar dışarıya güçlü görünür ama içindeki çocuk her gece ağlar işte bu yüzden çocuklarınıza sahip çıkmalısınız. Tekrardan babalar gününüz kutlu olsun...
Kendi Talihinizi Sevin: Özsevgi
İnsan çoğu zaman kendini, başına gelenlerin toplamı zanneder. Ailesiyle, çocukluğuyla, kırgınlıklarıyla, başarısızlıklarıyla, yarım kalan hayalleriyle ve içine gömdüğü cümlelerle kendini tarif etmeye çalışır. Oysa insan yalnızca başına gelenlerden ibaret değildir; onlara verdiği anlamdan, onlara rağmen kurduğu iç dünyadan ve kendi kaderiyle kurduğu ilişkiden de ibarettir. Kendi talihini sevmek, başına gelen her şeyi güzel bulmak değildir. Acıyı kutsamak, haksızlığı normalleştirmek, yarayı inkâr etmek hiç değildir. Kendi talihini sevmek; insanın geçmişine, kaderine ve varoluşuna düşman olmaktan vazgeçmesidir. “Keşke böyle olmasaydı” cümlesinin insan ruhunda açtığı sonsuz boşluğu fark edip, bir gün usulca “Bütün bunlara rağmen ben buradayım” diyebilmesidir. Bu düşünce, Friedrich Nietzsche’nin meşhur “Amor Fati” yani “kaderini sev” kavramını hatırlatır. Amor Fati, insanın yalnızca yaşadığı hayatı kabullenmesi değil; o hayatın bütün zorunluluklarını, kırılmalarını, rastlantılarını ve yaralarını da kendi varoluşunun bir parçası olarak görmesidir. Stoacı filozofların kader karşısındaki sükûneti de burada anlam kazanır. Epiktetos’un insanın kontrolünde olanla olmayanı ayıran bilgeliği, Marcus Aurelius’un hayatın akışına direnmeden erdemli kalma çabası, aslında aynı noktaya işaret eder: İnsan her şeyi seçemez; fakat yaşadıkları karşısında nasıl bir ruh inşa edeceğini seçebilir. Bu noktada “Memento Mori”, yani ölümü hatırlama düşüncesi de özsevgiyle derinden ilişkilidir. Çünkü ölümlü olduğunu bilen insan, kendi hayatını sürekli erteleyemez. Kendine düşmanlık ederek, geçmişle kavga ederek, başkalarının sevgisini inkâr ederek ve kendi ruhunu sürekli cezalandırarak geçirilecek kadar uzun bir ömür yoktur. Ölümün hatırlanması karamsarlık değil; hayatı daha sahici, daha adil ve daha
Psikoloji
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sevecekseniz eğer bir adamın nezaketini, centilmenliğini, vicdanını sevin.Çünkü gün gelir parası tükenir, yakışıklılığı gider, kariyeri biter ama centilmenliğin asla modası geçmez ve nezaket bir erkeğe en çok yakışan aksesuardır...! Merih KEÇE
Alıntı
yakışırken giyinin, iştahınız varken yiyin, sağlığınız yerindeyken gezin, sevdikleriniz yanınızdayken sevin, hevesiniz varken tadını çıkarın.. Ömrünüz, ertelenmiş mutlulukların ve yaşanmamış ânların pişmanlığıyla geçmesin.. Kısaca, yaşarken yaşayalım..!
''Namaz kılabiliyorsan, oruç tutabiliyorsan, duâ edebiliyorsan, sevin, şükret çünkü Allah sevdiği kullarına bu nimetleri nasip eder.''
Din İslam