Şüphesiz mide kainatın merkezidir. Beyinden ziyade o düşünüyor ve bizi idare ediyor. Bütün aşklarımın ve nefretlerimin, bütün ihtiraslarımın mideme bağlı olduğuna ekseriya dikkat ettim. Fakat bu türlü fikirler üstünde çok durmam. Şöyle bir şey söyleyip geçiyorum. Buna benzer müşahedeler pek çoktur. Her halde midemizi manevi bir merkez telakki etmenin ameli faydaları var.
Böyle gecelerde, her türlü zehirden alınan keyfin birdenbire kaçtığı fena bir an vardır: Makine durur gibi, yağmur diner gibi, ses kesilir gibi insan içinde ani bir boşluk peyda olur ve nefes tıkayıcı bir can sıkıntısı ruhu kaplar. O zaman vücut da işkencededir
-Niçin bir harekete hep kendine göre mana veriyorsun? İnsiyakî bir hareketti o.
-En manalı hareketler onlar değil mi? En samimi hareketler... Düşünseydin öyle hareket edebilir mi idin?
Mefkûremiz ebedidir. Kavuşulamayacak mefkûre. Kavuşulacak olduktan sonra mefkûre kendi kendisi olmaktan çıkar.
Kaldırımlar mefkûreye ebedî iştiyakın yataklarıdır. İkisi de uzundur ve namütenahidir; emel ve yol.
Ve böyle yürürüz ve böyle gideriz.
Nereye?
Kim bilir?
Nereye gittiğini kim bilir?
İşe, eve, kadına, hastaya, arkadaşa, anaya, babaya, oğula, vazifeye, iyiliğe, kötülüğe, mefkûreye veya hakikate gidenler, daha ileride nereye gidiyorsunuz?
Yolun başında ve sonunda cahiliz.
Bilmiyoruz.