Rahip efendi,bizim köyde bağlar kırağı çaldığı zaman Tanrının insanlara öfkelendiğini,aynı afetin yamyamların bağlarına da uğradığını söyler.Dünya bozuldu,kıyamet günü yaklaştı diye tüm insanlar iç savaşlarımız karşısında ah vah eder.
Oysaki dünyada daha ne kötü şeyler oldu.Hem sonra kim bilir biz bu haldeyken dünyanın kaç yeri gül gülistandır.
Başına dolu yağan,dünyanın dört bucağını fırtına içinde sanır.
Bize öteki dünyada vereceğin zevkler burada duyduğumuz zevklerse,bunların sonsuzluğa benzer hiçbir yanları yok.
Duyularımızın beşi de ağızlarına kadar hazla dolacak olsa,ruhumuzun arzulayacağı,umacağı bütün zevklere erse,bu da hiçtir.
Dünyadaki durumumuza,hayatımıza bağlı şeylerin ötede bulunmaması gerekir.
İnanabilir miyiz ki Platon,bu kadar yüksek düşüncelere ulaşmış,"tanrısal" lakabını alacak kadar tanrılara yaklaşmış olan bir adam,insan gibi zavallı bir varlıkta aklın ulaşamadığı o esrarlı tanrı gücüne benzer bir taraf görsün,bu zayıf varlığımızın,cılız duygularımızın sonsuz bir hazza dayanacak kadar sağlam ve dayanıklı olduğunu sansın?